10 11 2009

ÇEKİLİŞ İÇİN ADRESLERİ BEKLİYORUM HADİ ARKADAŞLAR...

ÇEKİLİŞ İÇİN KAYITLAR KAPANMIŞDIR, İLGİ VE ALAKA İÇİN TEŞEKKÜRLER...RİMOŞ HANIM PEK BİR YORGUN OLDUĞUNDAN ÇEKİLİŞ YARIN :)
BİRAZCIK DAHA SABIR EFENDİM:))
BİR ÇOK ARKADAŞIMIZ KİMİN KİME ÇIKDIĞINDAN HABERİ OLMASIN GİBİ BİR İSTEKDE BULUNMUŞLAR.
YANİ TAMAMEN SÜPRİZ OLMASI İSTENİYOR...
LİSTEDE BULUNAN KİŞİLER LÜTFEN BANA(MAİL ADRESİME) ŞU ANDAN İTİBAREN; BLOG İSMİNİZ,URL'NİZ VE HEDİYEYİ KABUL EDECEĞİNİZ ADRES BİLGİLERİNİZİ YOLLARMISINIZ?
YARIN AKŞAM ÇEKİLİŞİ TAMAMLIYORUM VE KİMİN KİME HEDİYE ALACAĞINI BİLGİLERİ İLE BİRLİKDE YOLLAMAYA BAŞLIYORUM...HERŞEY HEDİYELER GELENE KADAR SÜPRİZ OLARAK KALIYOR...

08 11 2009

ÇEKİLİŞE KATILANLARIN OKUMASI İÇİN;

NOT:YURTDIŞINDA YAŞAYAN ARKADAŞLAR HEDİYELEŞMEK İSTİYORLARSA ;DİĞER EBRU'NUN BLOĞUNDAN ÇEKİLİŞE KATILABİLİRLER:)

Çekilişe katılmak için verdiğimiz  süre dolmadan önce
 hediyeleşmenin kurallarını yazmaya başlayalım.Kuralları kabul eden arkadaşlarla yola devam edip etmeyenlere el sallayalım.
Bir çok arkadaşımdan uyarı mailleri aldım.Kuralları olması gerekli diye...Ben bu işin acemisiyim.Çekilişi düşünürken bu kadar çok kişinin katılabileceğini ve rağbet olacağını hesaba katmamıştım açıkcası.Detayları kafamda tasarlamadan "hadi hediyeleşelim ,tıpkı ilkokuldaki gibi "diye düşündüm.
Fakat kazın ayağı öyle değilmiş.Bundan önceki yıllarda yapılan çekilişler ve hediyeleşmenin sonucunda bir çok tatsız olaylar yaşanmış.Sevimsiz bir hale bürünmüş eğlenceli dediğimiz şey...
Şimdi bunları göz önünde bulundurarak belirtmek isterim ki;

1-Bloğu olmayan yada profili gözükmeyen arkadaşlar hediyeleşmeye dahil olamayacaklar.

2-Yurt dışındaki arkadaşlarımız malesef hediyeleşmede bulunamayacaklar.

3-Listede hangi sayının yanında bulunuyorsanız o sizin çekiliş sayınız olacak...fanus içine sayılarınız yazılacak.İkişer ikişer sayı çekilecek ve kimin kime hediye alıcağı bu şekilde ortaya çıkacak.

4-Hediyeleşecek kişiler belirlendikden sonra adres alıp verme işlemini kendiniz yapacak mail yolu ile iletişime geçeceksiniz.

5-Hediyelerin yolllanmasına 1ARALIK SALI gününden  itibaren başlıyoruz 30 ARALIĞA kadar süremiz devam ediyor.1 ARALIKDAN önce hediyeleri yollamıyoruz.Bu süre karşımızdaki kişiyi tanımamız için verilmişdir.(Bloğunu okuyarak bir kaç ipucu yakalayabilir nelerden hoşlandığını anlayabiliriz)

6-Hediyeleri gönderirken kargo ücretlerinide kendimiz karşılıyor ve karşı taraf ödemeli yapmıyoruz.Herkes kendi hediyesinin kargosunu ödüyor...

7-Yollayacağımız hediyenin güven duygularını zedeleyecek,ahlaka aykırı ,kişileri küçük düşüren yada incitici olmamasına dikkat edeceğiz.

8-Karşıdan gelen hediye ile kendi gönderdiğimiz hediye arasında kıyaslama,ölçüm biçim,fiyat hesabı yapmayacağız.Haksız karşılaştırmalardan kaçınıp aldığımız armağana ve karşımızdaki insana saygı duyacağız.

9-Çekiliş ve hediyeleşme sonlandıkdan sonra aldığımız yada gönderdiğimiz hediye ve sahış hakkında bloglarımızda yazı yayınlarken karşı tarafın izni olduğu kadar açıklamada bulunacağız.Hediyelerin maddi değeri ,markası,kıymeti hakkında eleştirilerde bulunmayacağız.Yazımızda gerçeğe aykırı, okuyanı yanıltan ifadeler kullanmayacağız.

10-Hediyeleşme  için konan zaman aralığına  saygı göstereceğiz.

11-Hediyelerimizi alırken ;ürünün 5 tl'den az - 30 tl'den fazla meblaya sahip olmamasına dikkat edeceğiz.

12-Hediye olarak göndereceğimiz ürünün; kullanılmış eski eşyalar,sivri yada keskin şeyler,pornografik yayınlar,bağımlılık yapabilecek maddeler,alkol Oranı %70'i geçen içecekler ,aşındırıcı (asidik) maddeler,kanunen yasak olan diğer maddeler olmamasına dikkat edeceğiz.

Ve son olarak; Bu çekilişi rekabete,çıkar olayına,menfaate dönüştürmeyeyeceğiz.
eğlence amaçlı ve birbirimizin yüzünü gülümsetme maksatlı olduğunu hatırlayacağız.Çekiliş sonrası hediyeleşmeler esnasında kişiler arasında çıkan anlaşmazlık,iletişimsizlik,tartışmalar, kişilerin kendi aralarında çözecekleri sorunlarıdır.Bu gibi olaylarda sorumluluk kabul etmeyeceğim.


NOT:RESMEN MANYAĞA DÖNDÜM ARKADAŞLAR NEDİR BU ??
O KADAR ÇOK MAİL ALDIM,O KADAR ÇOK UYARI ALDIM Kİ ZEVKLE,HEVESLE,EĞLENEREK YAPMAYA ÇALIŞDIĞIM ÇEKİLİŞ NEREDEYSE KABUSUM OLUCAK.
LÜTFEN KURALLARI SAÇMA BULANLAR  ÇEKİLİŞDEN ÇIKMAK İSTEDİKLERİNİ BANA MAİL YOLU İLE ULAŞTIRSINLAR.YADA FİKRİ ,YENİ BİR KURALI HATTA YENİ BİR UYARISI OLANLARDA MAİL ATARAK
İLETİŞİME
GEÇSİNLER.BLOĞUMUN;KAVGA
YADA TARTIŞMA PANOSUNA
DÖNMESİNİ İSTEMİYORUM.
VE HERKESE İYİ EĞLENCELER DİLİYORUUUUM :))ÇEKİLİŞ SÜRESİ HENÜZ DOLMADI ,KATILMAK İSTEYENLER LİSTEYE ADINI YAZDIRMAK İSTEYENLER BU YAZIDAN BİR ÖNCEKİ YAZIMA YORUM BIRAKABİLİRLER :)
BENİM HALA UMUDUM VAR:)

05 11 2009

HEDİYE ALMAYI yada VERMEYİ SEVENLER GELİN BAKİM BURAYA



İlkokul yıllarımda keyifle tepki verdiğim, ortaokul ve lise yıllarımda nefret ettiğim bir olaydı.Yılbaşına 1 ay kala başlardık çekilişi yapmaya.
-Ay bana kim çıkdı.
- ay ona kim çıkdı.
Öğretmen kimse kimseye söylemesin, süpriz olsun derdi de...işin tadı orda idi zaten, fısır fısır sormalar,öğrenmeler, "oley yada tühh be" demeler.
İstemediğin ot misali ,zaten sevmediğim bu olayda sevmediğim bir kız çıkmışdı şansıma:(

1 ay geçipde hediyeler dağıtılırken, herkes paketini hevesle açarken, ben kıza (olmazsa olmaz klasik hediye) bir kupa bardak vermişdim.Üzerinde kardan adamların ve yılbaşı ağaçlarının olduğu:)))
O ise bana ne verdi???

Neyse söylemicem.
Paket bile yapmamış, eline almış getirmiş ,cart diye sokdu gözüme gözüme.Mutlu yıllar dedi ve tam tabiri ile defolup gitti.
Kalakaldım sınıfın ortasında.
Öyle bir anıdır ki benim için, unutmam, unutmayacağım.Kazık kadar kızsın, evet, aman banane diyip at çöpe geç git diyeceksiniz...ama saygısızlık karşısında üzülmenin yaşımı varki?Üzülmüşdüm.

Üzerinden 17 sene geçmiş ama hala o anki surat ifademi yaparım merak eden olursa:)))

Şimdi mi?
Bayılıyorum hediye vermeye de almayada.Dünya kadar insanız şurda, yılbaşınada kalmış az bir zaman, neden yapılmasın dedim kafamdan.
Başlayalım mı?
Başlayalım...
Bende varım diyenler yorum bıraksın ismini yazalım...pazartesi gunune kadar süre koyalım.Listeyı tamamlayalım.Sonra çekilişi Rimoşa yapdırıııp KİM KİME ÇIKMIŞ HABERİNİ yollayalım.
Uzatmanın alemi varmı?Yok...

Hediye almayı ve vermeyi seviyorum diyenler toplaşın eteklerimin ucuna bakayım.Birazcık blogdaşlarımızı sevindirelim:)))

En başa kendi ismimi yazsam ayıp olmaz dimi?Daha önceki yazımdan haberi olupda bende varım diyenleride ekliyorum bu arada...
"Kurallar olması lazım" diyen arkadaşlar bu tip konuları çekilişin sonucunda bir post olarak yayınlarım.Uzlaşma yapılır.


1-PRİMARİMA(Ebru)

2-BİR ANNENİN WEB GÜNLÜĞÜ (Nalan)

3-ANNE İŞTE (Dijle)

4-SOMETHİN SPECİAL(Nihan)

5-DÜŞLER MUTFAĞI( Züzü)

6-TİBETİN ANNESİ( Sibel)

7-RÜYA GİBİ (Elif)

8-VOLKAN-KALDERA(Nazan)

9-RENGİNLE RENKLİ HAYAT(Funda)

10-PASTACI RAPUNSEL(Didem)

11-SUDE NAZIN ANNESİ(Eylem)

12-HAYATIMDA YENİ BİR SAYFA(Meltem)

13-GİDİ KUZGUN GÜDÜK FARE (Ceyda)

14-KEYFESEYRAN

15-SENİNBEBEKLERİN (Dilek)

16-ANNE VE KIZLARI( Canan&Şükran&Derya)

17-SEDACA (Seda)

18-NE MASAL NE RÜYA( Masal)

19- HAYDİNS (Serpil)

20- KARAKIZIN GÜNCESİ (Görkem)

21-TUKUYLA

22-ECE NURUN ANNESİ (Mine)

23-AİLE ÖNEMLİDİR

24-PEMBE KİRAZ

25- SENBENCEM( Hande)

26-PANDUF NEŞE PALAMUDU ( Gülin)

27-FATMANINNEVİ (Fatma)

28-DEFNELİ GÜNLER

29-DENİZİM BÜYÜYOR (Nilo)

30-DEPRESSİONMODEON (Joy)

31-STYLEBYDEMLİN

32-SEVGİ BAHÇESİ ( İlknur)

33-DERİN İYİ GÜNLÜER

34-EFULİYE HOŞGELDİNİZ

35-MİNİK MELEĞİM ARDA

36-HAYATTAN ÇIKARIP ASTIKLARIM

37-EGEMENLİ HAYAT (Gülcan)

38-KEK ve KAHVE

39-BAHAR KIZISI ve YAĞMUR

40-HAYATIMIN RENKLERİ

41-HAYATI PAYLAŞIRKEN (Pınar)

42-GÜCÜBE (Güneş)

43-FULLHOUSE

44-KÜÇÜK NOTLAR (Elçin)

45-BY GOA (Gökce)

46-YOUR FOBİ İS MY HOBİ (Funda)

47-BEYNİMİN İÇİNDEKİLER (Serap)

48-HERŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK(Duygu)

49-NOHUT ODA BAKLA SOFRA

50-ANNELERLE HAYATA DAİR

51-ZİLSİZ ZARİFENİN YERİ

52-KIZIL BÜYÜ

53-MERAL VE MELİSA

54- ZEYNEBİN KELEBEKLERİ(Zeynep)

55-ASYASELDA(Selda)

56-İREMİN GÜNLÜĞÜ (Seher)

57-YAŞAMA SEBEPLERİM (Muko)

58-TUBANIN TARİFLERİ (Tuba)

59-SESİYORUM

60-FOTOĞRAF PENCEREMDEN

61-BENDEN ESİNTİLER(Nalan)

62- ÜÇ PRENSES

63-HAYATIMIN BAHARI EYLÜL(Emel)

64-SUFİ-SAJA (Tontini)

65-ZEYNEBİN SESİ(Zeynep)

66-COLORS OF ANGEL

67-IRMAKLA HAYAT

68-MİSS  BERİL

69-İÇİMDEKİ YOLCULUK

70-HAPPYNESSDAYS(TATLI CADI)

71-CRAFTS BY NAZO

72-UÇUK BEYAZ

73-ALİŞNUR

74-NYMPHEA

75-NOTHİNGİNSSPACE

76-NAYSTİNG(Kısaca FD)

77-DERYA KUZUSU

78-ŞEHR-İ BURSADAN

79-ÇINARIN GÜNLÜĞÜ(Sermin)

80-KİRPİKDEKİ GÖZYAŞI

81-İÇİMDE KELEBEKLER

82-ÖYKÜNÜN ANNESİ (Tuğçe)

83-ŞENDUL(Zeynep)

ÖNEMLİ NOT!!!!!
LİSTEDE ADI OLMASI GEREKİPDE OLMAYANLAR LÜTFEN BANA YORUM YAZIN ATLAMIŞ OLABİLİRİM!!BLOG SAHİBİ OLMAYAN KİŞİLER KABUL EDİLMEYECEKDİR.
PROFİLİ GÖZÜKMEYEN ARKADAŞLAR (kurabish ve melegim 1985)SİZLERİ KABUL EDEMİYORUM ,PROFİLİNİZİ GÖRUNUR KILMANIZ LAZIM...SİZE HEDİYE ALICAK KİŞİLER SİZİ NASIL TAKİP EDİCEK? YADA HAKKINIZDA NASIL BİLGİ SAHIBI OLUCAK??

02 11 2009

MUTLUYUM / KEYİFSİZİM

Birileri yazmışdı...bu sendromların 3'ü var 5'i var diye de gözüm korkmuşdu.Korkduğum başıma geldi.O aklı başında çocuk gitti, huysuz, aksi, anlamsız bir çocuk geldi hayatıma.Zaten keyfimin çokda yüksek olmadığı şu günlerde, hepden tabana indiriyor.
Sabah gözünü açdığında başlayıp yatacağı vakde kadar nasıl sendromuna hakim olabiliyor ,anlamıyorum...
"Canım çok sıkılıyor" cümlesi ile başlayan sendrom, yine aynı cümleyle gece vakdi uyku ile sonlanıyor.
Bilmeyen diyecekki -çocuğun canı sıkılıyormuş yazık...
Öyle değil işte.Canının sıkılmaması için bir çok imkan sağlanıyor,elden gelen arda konmuyor ama yinede değişen birşey yok.
Çevremde hep huysuz, kaprisli insanlar var ve bu insanların arasına kızımda eklenince gerim gerim geriliyorum.
Son zamanlardaki gerginlik sebebim zaten naz ve niyaz ikilisinden kaynaklı...Yokmu beni huzura gark edecek insanlar bu hafta bir zahmet buluşalım...(Rapu,Züzü,Hande,Bilun,Perim,Uyuzcadı ve Nihan siz zaten sıradasınız ona göre)


Bu hafta ben 8 adet t-shirt,45 adet rozet,3 adet boyutlu tablo,5 adet çerçeve,1 adet şımarık tepsi,3 adet nikah anı defteri,2 adet duvaklı taç,1 adet çanta siparişi bitirmiş ve bitmiş bir kadınım.Bu yorgunluğumun arasında;
*çok tatlı bir insan ZÜZÜ ile tanışma imkanı bulduğum için...
*Medipol hastanesinde güzel anıları tazelediğim için
*Yağmur altında ailecek elele gezinip suların içinde zıpzıp zıpladığımız için...
*Perimle sıcacık dükkanda karşılıklı yemek yeme fırsatı bulduğum için :)
*Senin bebeklerin Dilekden gelen siparişime sarılabildiğim için...
*Bilunun istediğim tacı bitirmiş olduğunu duyduğum ve fotosunu gördüğüm için :)
*4 adet daha Rima ile tanışma (uzakdan da olsa ) şansını yakaladığım için (bu apayrı bir post konusudur)
MUTLUYUUUUUUUM!!!

*Ne yaparsam yapayım, kendime söz verdiğim yeminler ettiğim halde, yeniden günde 3 adet sigara içmeye ve bundan son derece keyif almaya başladığım için(4 seneden sonra)
*SİYAMİ ERSEK de bulunup kötü anıları hatırladığım nefesim daraldığı ve buna mecbur olduğum için (buda ayrı bir post konusudur)
*Beklediğim bir haber hala gelmediği için
*Yalancı ,nazlı,kaprisli,takık insanlar da tanıdığım için
*Rimoşun yapdığı anlamsız hareketler için
*blogları rahatlıkla izleme fırsatım olmadığı ve hatta kendi bloğuma bile çok az uğrayabildiğim için
*Bahçemizdeki en kıymetli kedimiz çatık'a motor çarpdığını duydugum için ve ÇATIĞI bulamadığımız için

KEYİFSİZİİİİM!!!


Not:Bir çekiliş başlatalım da azıcık eglenceli olsun diyorum ne dersiniz ?
yılbaşı çekilişi gibi birşey...katılım olurmu acaba???
Önümüzdeki haftaya başlatsam...

28 10 2009

BUGÜN...BEN...BOŞVERDİM...


Dilimde Bertuğ Cemil'in Yağmur şarkısı,sağ elimde Hande'min şemsiyesi ,sol elimde emeğimi taşıdığım ağır poşet ile çıkdım yola...aslında çok severim ıslanmayı.Ahmak ıslatan altında olmayı.Ama kagıt poşetler dayanmıyor ıslaklığa, mecburdum şemsiye açmaya.
Ne karman çorman olmuş trafik,ne su birikintileri, ne arabaların üzerime sıçrattıları pis suları umursadım.Israrla söyledim şarkımı..."bazen tutkudan delirince kapanmalı kendine, yağmurun kucağında doymalı sessizliğe"diyordu ya sözleri.
İşte bu sessizlik kısmı benim için çok önemli.Yağmurun kucağında geldim kendime.
"Küçük hesaplarla geçiyor yaşam, Büyük kavgalar küçük şeyler için, Arsız ayaklar altında alın teri, Kırılgan naif elleri" kısmını ise daha bir sesli söylerken buldum kendimi.
Dünü düşündüm, birde evvelki günü.Neye sıkıyorum canımı?

Neye sıkıyorsam işte...boşverdim.Tabiatın en önemli olayı sen kokunla, sen damlalarınla,beni bu gün kendime getirdin

Güzeller güzeli Fenerbahçede bir mola verdim,deniz kenarı sakin.Kimseler yokken, bu kadar boşken ,bu kadar ıssızken de güzel olailir mi bir semt?
Oluyormuş.Her zamankinden çok daha güzel oluyormuş hemde.Fenerden teslim edip emeğimi kapadım şemsiyemi, artık ne yetişmem gereken bir yer, nede ıslanacak bir poşetim var.Ne yapmalı ?
yürümeli ağğğır ağğğır olabildiğine aheste.
Yürüdüm.
Telefonu alıp çok sevdiğim arkadaşıma  mesaj attım, görünce gülümsesin istedim.
Kendimi kahve dünyasıyla ödüllendirdim.
Ve eve gelip sıcacık çayımıda içince Allahıma şükrettim...
Bir kere daha sordum kendime neye sıkıyordum ben canımı 2 gündür?
ÇOKDAAAN BOŞVERDİM:)

27 10 2009

TEDBİRLİ OLALIM, DUYARSIZ KALMAYALIM DİMİ ...




Uyuşturucu,esrar,kokain,eroin,ecstasy,alkol,...bunların hespi birer kabus, hepsi birer düşman değilmi?Adlarını yazarken bile iğreniyorum.

Bu bağımlılık yapan,sinir sistemini çökerten,ruhsal dengeyi bozan,ekonomik çöküntü oluşturan maddeler ve çocukları bir arada düşününce hepden aklımı oynatacak duruma gelıyorum.
Bunlarla ilgili piyasada ne kadar kitap varsa okudum.Öyleki bir gün d&r 'dan içeri giripde uyuşturuc hakkında ne kadar kitap varsa hepsini istiyorum dediğimde görevli kız bir an için donup kaldı,mana veremedi.
Bir araştırma yapıyorumda dedim.

Bana hepi topu bir kaç adet kitap ismi saydı onlarda ellerinde yokdu zaten.
4-5 adet kitap toparladım ordan burdan.



Şimdi özellikle annelere bir kitapdan bahsedeceğim.Mutlaka edinilmesi gereken mutlaka okunması gereken bir kitap.Zannediyorumki benim kadar bir çok anne bu konuda duyarlıdır.

Zafer Ercan ismini hiç duydunuzmu bilmiyorum.Eğerki duydunuz ise benim kadar hayran olmuşsunuzdur herhalde.Yok duymadım diyorsanız en kısa zamanda araştırın.

Kendisi emniyet amiri,bağımlılık danışmanı,adli bilimler uzmanı...yapdıkları yazdıkları anlatılamaz.Ama onun yazdığı bir kitap var ki herşeyi en ince ayrıntısına kadar anlatıyor.



KAPIMIZDAKİ DÜŞMAN:UYUŞTURUCU adlı kitabı eğerki bulursanız sakın kaçırmayın.Hatta ısrar ile arayın.Tütünden nargileye,altın vuruşdan,imalathanelere,alkolden esrara kadar...maddelerin sokak dilini,anne babaların neler yapması gerektiği ve Zafer Ercanın yakaladıkları, yaşadıkları, o insanların hayatı...kitap incecik.Sadece 110 sayfa ama içindeki bilgiler sayısız.Kitabı okudukdan sonra şaşırıcaksınız,kızacaksınız,bir çok seyden nefret edeceksiniz!
Kitabın ön yüzünde TEDBİRLİ DAVRANIN DUYARSIZ KALMAYIN yazıyor.Bencede...bu kitabı edinerek ilk adımı atmak gerekiyor.


Not:Mail atıp sesin çıkmıyor ne oldu ne durumdasın diyenlere teşekkür ediyorum , tek bir tarif var çok çok afedersiniz ama resmen Bombok durumdayım...şu yazıyı bile zor yazdım blog boş kalmasın faydalı bişeyler paylaşılsın diye:(

23 10 2009

SORULAR -SORULAR -SORULAR!




Uykuya kendi kendine geçmeyi hala öğrenemedi, yanında olacaksın,saçını okşayacaksın, sırtını kaşıyacaksın, masal anlatacak yada hafif bir müzik çalacaksın...hiç birini yapmaya halin yoksa o konuşucak sen dinleyeceksin.









Tamda öyle bir geceydi,halimin olmadığı,şarjımın kalmadığı,ne sırta ne saça elimin uzanmadığı...Nerden çıkdı bu soru ?cezamı verdi bana?

-Senin babanın adı ne anne???
SORUYOR
Bilmiyormuş gibi,duymamış gibi,hiç anlatmamışım gibi...
Söylüyorum...
sessiz kalmıyor, DEVAM EDİYOR
-Nasıldı dedem anne?
Ne anlatacağımı şaşırıyorum...ama anlatıyorum ,ordan burdan, kısa ve öz ,sanki daha önce dinlememiş gibi ,hiç bilmiyormuş gibi ...DİNLİYOR
-Nerde şimdi dedem???
İşte bundan korkuyordum ne zamandır ...nerde,neden yok,neden gitti,ne zaman gitti? diyede sorarmı hemen ardından?
_Nerdeeeee? Nerde dedem? UZATIYOR
Ve o kısa süre içinde yapmamam gerekeni yapıyor ve o yanlış cevabı veriyorum birden :(

UZAKLARA GİTTİ!
Bitmiyor sorular, ardı arkası kesilmiyor,duruyorum ve
-Bu konuyu başka bir zaman konuşalım mı tatlım?diyorum.
 Tamam diyor ve sırtını dönüyor, sıkıca sarılıyor ensesine gömülüyorum.4-5 dakika kadar sessiz kalıyoruz.Uyuduğunu zannediyorum.


Birden sessizliği bozuyor ve;
-Ne zaman dönecek?Hadi artık gelsin dedem... görmek istiyorum!diyiveriyor.Çıt çıkartamıyorum.Susuyorum.Oda susuyor.
O sessizlik içinde o uykuya dalıyor ...
Ben uykusuz,sessiz,buruk,üzgün...
Pıt pıt pıt onlarca damla yastığımın üstüne damlıyor :((
Gecenin bir vakdi 3 yaşında bir çocuk hiç görmediği dedesini özlüyor...ve mışıl mışıl uyuyor.

Gecenin bir vakdi 31 yaşında bir kadın babasını özlüyor...ve usul usul ağlıyor :(

21 10 2009

KİME TEŞEKKÜR EDEYİM ŞAŞIRDIM:)

Bu gün geldi paketim;kapı çaldı ya ,kargodur diye 3 kişi koşduk açdık :)
Adamcağızda şaşırdı kaldı... "ne bekliyorlar acaba" diye düşünmüşdür ,ama daha imzayı atarken o,ben Rimanın meraklı bakışları altında yırttım carrrrrt dıye poşeti.Adam dikti gözlerını ,bakdı, demekki gerçekden merakdaydı:)

O şapşal ,gri muşamba posetin içinden renkler çıkdı,yumuşaklar çıkdı,sevgi çıkdı,emek çıkdı...turuncu bana aitti, pembe güdüğe.Ayrı bir paket daha vardı ya o da süpriz yapılacak kişiye...
Biliyordum güzel olacağını daha siparişi verdiğim anda, ama bu kadar mı olur ?bu kadarmı güzel olur?
bu kadarmı Çabuk olur üstelik:)







Ağzımda ayda bir kere çıkan ve beni deli eden hep yorgunluğumun had safhalarını bulan aftlarım için Taaa Almanyadan Gelip,Gelirken Bana ilaç getirmeyi ise unutmayan dost Belgine

En zor anımda, en sıkışıp kaldığım köşeden beni çekip çıkartan üstüne üstlik sımsıkı kucaklayan Ayakkabı Perime

Sağımda, solumda, arkamda, önümde ,karşımda,  telefonda, kapımda, evimde, hep hep hep dibimde olan Handoşa

Bana zor olanı kolaylaştıran,bilmediklerimi öğreten ve beni çok mutlu eden Pastacı Rapunselime

Boynum mu tutuluyor acaba? dediğim, şımardığım, arsızlaştıgım bir anda kızmayıp, kabul eden ,nazıma karşılık "pembemi olsun" diye soran Sardunyama

Rimoş hasta diye yazdığımın ilk dakikalarında, çalan  telefonumu açdığım anda karşımda bulduğum Serapıma

Yine Taaaaa Almanyadan Gördüğüm anda aklıma Rimoş geldi bir hediyem var hemen adres istiyorum diyiveren beni şok eden Ebrucuğuma

Kendi kadar bizi düşünen, kardeşimin iş olayna kadar el atan, eksik olmayan Nihancığıma

Benim için zor gibi görünen bir işi kolaylaştıran ve beni havalara uçuran, İzmirden İstanbula yardım eli uzatan Dilekciğime

Bitmez ki...herkese edecek bir teşekkürüm mutlaka vardır.En çok ama en çokda Allaha etmem gerek teşekkürlerin en büyüğünü, bu kadar güzel insanı karşıma, yoluma, hayatıma çıkarttığı için.

19 10 2009

SARDI KORKULAR / KELİME OYUNLARI


Az önce aynaya bakarken ...her sabah bakdığım gibi, öylesine, günaydın demecesine bakarken hemde!
Yakaladım onu.Orda öylece duruyordu.Hatta durmuyor sırıtıyordu bana.

Biraz yaklaştım ...Biraz daha...Yalnız olmadığını yanında 3-4 arkadaşı daha bulunduğunu gördüm.
Tek kelime ile yıkıldım!

O anda beni tarif eden şey yazımın başlığı idi işte.Fonda Önce Ajda Söylemeye Başladı!
-Sardı korkular...gelecek yıllar...

Ve hemen ardından Adnan Aldı mikrofonu eline; Ajdayı tek bir hamle ile itikleyip öteye "öyle olmaz" diyiverdikden sonra başladı söylemeye;
-"Neden saçların beyazlanmış arkadaş?Sanada benim gibi çekdirenmi var"

Yooo!!*?
Yok çok şükür çekdiğim mekdiğim ama...olmuş işte.
Yaş kemale ermiş diyebiliriz yada en doğrusu şudur ki melanin pigmenti çekmiş gitmiş.
Saç kıllarımdaki sıvı kaybolmuş işte, hepsi bu canııım.Zaten asıl rengi budur saçların bilmiyorsun sen!
Hem biliyormusun? eskiden ,çok ama  çok eskiden beyaz saç zeka belirtisiymiş...Saçımın rengi değişmiş diye üzülecekmiyim yani? Hııııh!

Diyor dilim de, içimde kopan fırtınaları anlatmak ne mümkün.Yiğitliğe poh sürmüyoruz işte ,anlayın.3-4 adet beyaz kıl...nasılda insanın moralini altüst edebiliyor.
Ne var bunun kökünde diye düşünüyorum.
Saçın bembeyaz olması değil ki ...yaşlanma korkusu olsa gerek.
Saç beyazlaması ardından yavaş yavaaaş gelen buruşukluklar mı?
Gözlerin hemen yanındaki çizgiler mi?
Değişim mi?
Zamanın hızla akıp gittiğini farketmekmi?
20'li yaşların çokdaan uçup gittiğini ve bir daha geri gelmeyeceğini görmek mi?

Vay be diyorum 3-4 adetrengi değişmiş gerçek anlamı ile pigmenti gitmiş kılın yapdığına bak!
HADİ ORDAN HADİİİİ!
Dış görünüşüme kafayı takıpda kafayı yiyecek biri değilim ben...
Benim içimin estetiği öyle güzel ki; fiziksel görüntüm vız gelir tırıs gider:)
Duygum, düşüncem, davranışlarım genç iken benim, bir saçamı bakarmış yaşlı hisseden hallerim, Ne fazla yağlar ,ne lekeler, ne renkler nede sarkan yerleri dert ederim.Kendimi sevip güvendikden sonra ben herhalükarda çekici hissederim!
diye sesleniyorum kafamın tepesınden bana sırıtan 4 adet kıla ve onlara doğru bir gülücük atıveriyorum...
Güneş tepemde,Rimoş iyileşdi,canımın içi kahveye davet ederken,başka can dost arayıp öğleden sonra geleyim mi dedi, ee daha ne olsun yahu hayatı seviyorum.



Not;Öykü atölyesi için yazılmışdır...


16 10 2009

Offfff Offff!Sürmeneden Ötede...



Ne zaman içimden gelerek şöyle yanık yanık bir of çeksem anneannem SÜRMENEDEN ÖTEDEEEE der.
İki gündür çekmediğim kadar of çekiyorum, Allah çekdirmesin.
Herşey geldimi üstüste gelir ya hani, çorap söküğü misali...Öyle bir dönemdeyim sanırım.
Hırsızın teki gelmiş ve neşemi çalmış, enerjimi de beraberinde götürmüş sanırım...
Çöpçünün biri gelip süpürüvermiş gücümü...Ve yamyamın biri gelip yemiş yutmuş kalan bir gıdım canımı...Şimdi kayıp ilanı vermek ve vermemek arasında kalmış gibiyim:(

Rima ateşli tam 2 gundur.Her sonbaharda yaşanan klasik olayları yaşıyoruz.Ateş var, başka bir halt yok.Önüme koymuşum alarmı kurulu saati ve 3-4 çeşit ateşölçeri boş boş bakıyorum.
Neren acıyor yavrum?
-Hiçbiyerim! birazcık dilim yanıyor...
Ağrıyan bi yerin varmı kuzum?
-Hayır yok...
Fakat huysuzluk...öyle büyük ki öyle büyük ki ;Kinabalu dağı poh yemiş yanında...
Dün elimden düşürdüğüm kadeh için 1 saate yakın ağladı...bardağı düşürdün ya kırılsaydı dıye.Kırılmadı işte önemlı değil kırılsada bişeycık olmazdı ki annecim neden ağlıyorsun?
Düşürdüüüün düşürdüüün!


Burun akmıyor, öksürük yok, hapsırık yok, ama bellıkı bogaz da bir sorun var.Genzi dolu gibi konuşuyor...
Şimdi diyeceksınız ki "ey çok bilmiş geçinen anne, neden götürmedin doktora"
Çünkü bıktım!
Doktorun sadece ateşini ölçüp ,ruhsuz bir iafede ile bogazına bakıp, ardından bogaz enfesıyonu başlamış ama hemen antıbıyotıge baslamayalım, bol sıvı, bol istirahat ve  4saat ara ıle ates dusurucu deyipde dünyanın parasını hooop çekmeceye atmasından!
Hastanelerın bagırta bagıta kan almasından.O yuzdendır ki beklıyorum, bu kez kendımı canhıraş bir şekilde hastane yada doktora atmıyorum.

Gündüz öyle böyle geçiyor da gece yorgunlukdan bitap düşüyorum.Bir yanda yetişmesi gereken dünya kadar sipariş, bir yanda teslimatlar, bir yanda huysuz müsterıler...

Yatıp 24 saat deliksiz bir uyku cekmek lazım anca gelırım kendime...
Anlayacağınız bu günlerde offffff offf sürmeneden ötede:(

13 10 2009

BİR FOTOĞRAFÇININ GÖZÜNDEN


Yoğun istek üzerine eklenmiş bir nazar boncuğu :)

Not:Fotoğrafın büyük halini görmek için üstüne bir tık


















Bir manidar şiirdir baktığın resim
Mavi, berrak nehirdir aktığın resim
İster sakla içinde, istersen söyle
Kaybolduğun sihirdir, yaktığın resim demiş şair şu sayfada


Bol fotoğraflı bir gündü dün.Deklanşöre ardarda basılan, objektife ardı arkasına bakılan,kamera ile ışığın, kamera ile Rimoşun buluşduğu bir gündü.
Onlar el ele verip de ayrı bir masaya geçdiklerinde  uzakdan bakakaldım.Kızımı bir profesyonelin karşısında objektife rahat bakışları ve rahat tavırları ile görünce şaşırdım.Neden mi?
Huyzsuzluk olabilirdi... ı-ıh olmadı.
Uyuzluk mu ? ı -ıh 
Peki şımarıklık? o da yok.
Utangaçlıkdan da eser olmayınca ne yapmalı; dönüp havanın sıcaklığına aldırmadan hot chocolateyi yudumlamalı.
Onlar çokdan iki kişilik bir ekip olmuşlar zaten.Bana düşeN uzakdan belli belirsiz izlemek.


"Biz tamamız hadi artık parka gidelim" dediklerinde ,kırk yıllık ahbap gibiydiler.
-Hadi ŞeMnem!Gidelim...!!!
  Şemnem diye hitap etmesi  Şebnemi çok sevdiğinin göstergesi zaten.
Parkda geçen hızlı,sıcak,eğlenceli saatlerle tamamlanan çekimden sonra, bana kalan sadece fotoğrafları merak etmek ve beklemek ...

Sarıldık...teşekkür ettik.Ben biraz şüpheyle bakıyordum ama o çok eğlendiğini ifade etti.Eee zordur çocuklarla bir iş yapmak.Bazen anneler için bile çok zor iken ,hatta bazen sadece oyun oynamak bile çok zor iken, fotoğraf çekmek pekde kolay bir iş olmasa gerek.Bu kadar rahat, bu kadar güzel, ve bu kadar neşeli...Kızımın deyimi ile ŞEMNEM benim için sevgili "ŞEBNEM ÖZCAN"çok ama çok teşekkür ediyorum.RİMOŞUN GÖZLERİNDEKİ GÜLÜŞÜ BU KADAR NET ORTAYA KOYDUĞUN İÇİN :)




Devamı için;


http://www.sebnemozcan.com


12 10 2009

HANDYMAN




Hepinizin evinde bir alet edevat kutusu vardır muhakkak.Genelde arka balkon diye tabir edilen ve ardiye olarak kullanılan yerde yada küçük tuvalet diye tabir edilen her türlü ıvır zıvırın konuldugu mekanda bulunur.En azından bizim alet ve edevat kutusu adını verdıgımız gereksiz şey, oralarda bulunuyor.Arada sırada salonun banyonun yada holün orta yerıne geliveriyor...
O alet çantası yerınden hortlayıpda göbeğe bir yere geldi ise; yandık.Daha doğrusu kimse değil, ben yandım.
Neden erkeklerin bozulan bir elektronik yada ev eşyası karşısında tamirat isteği pörtler?
Musluk tamir etmek ister, sigortalar ile uğraşır,prizlere bakar,orayı burayı bızıklar, sonuçta işe yarasa gam gemicem ama.Sonuç hep negatif yahu.

Basit işlermidir bunlar?
O yüzdenmi iş başa düşer, yoksa oyalanmakmıdır asıl istekleri.
Tebrik beklemek midir?Tamirci çağırıp para vermemek için direnmek midir?
Ben anlamıyorum.

Geçen hafta banyoyu 30 saniye içinde su basdı mesela...
Bir kaç gün önce atan sigortalar tamir edilicek derken karanlık bir gece geçirdik.
Bukadar mı?

Rimoşun kendi kendine yürüyen motorunun tekerleği sürekli fırlar...
Kapının kilidi bir tugafdır ,ev sahiplerinden başkası asla çözemez...
Klozet üzerinde otururken öyle bir oturmak gerekır kı, onun bir şekli vardır, bilmeyen bir yanlış hareketi ile kuburun içindeki dünyaya dogru yol alabilir:)
Say say bitmez.
Ayrıca bir sifon maceramız var ,inat ve ısrarla tamir için uğrasılan.Gebeliğimin son trimesterinde sürekli sifonun arkasına sıkışmış ,pantolunu düşmüş ,canla başla klozete sarılmış bir adam izlemişdim.Öyleki Rima doğdugunda ve ben lohusa yatagımda yatıyor iken dahi evimizin  handyman'i klozetin arkasında konaklıyordu:)))


Sözün özü bugün korkuyorum ,çünkü dün gece her ne oldu ise laptop kendinden geçdi, durduk yere üstelikde.
Açdım, ses var göruntu yok.Sesler duyuluyor, açılıyor ,ama ekranda bi halt yok.
Sabah aradım "servise göturucem ben bunu" dedim;cevap gayet netti!
-Dur bakalım ben önce bir kaç kişiye sorayım servise göturme hemen zaten almazlar!!!
-neden?????!
-E biz onun vistasını silip xp yuklemişdik!
-Tebrık ederım.

Bir laptopun çöküşünü izledik diyorum içimden ve sabah saatlerınden berı kara karaaa düşünüyorum.Alet çantasını pörtletmez herhalde dimi?Yok artık!

08 10 2009

32 + 8 vah vah vah...


Pastaya bakılınca anlaşılıyor değil mi nasıl bir adam ile evli olduğum:))
O 32 yaşını doldurdu da 33 den gün aldığı halde, ısrarla 31 olduğunu iddaa ediyor.
Ben evliliğimizde 8. yılımızı bitirdiğim halde sanki 30 yıldır evli gibi hissediyorum...Ama bu işin içindeki en tatlı şey sanırım sarı kafalı ve pişmiş kelle kıvamında sırıtan kızımız oluyor:))

Doğum günü ve evlilik yıldönümü birlikde kutlanınca da olan en çok bana oluyor...iki hediye birden aynı gün veriliyor.

Eşimi bir pasta üzerinde bu kadar açık ve net (çoraplar bir kenara atılmış,iddaa kağıtları etrafa saçılmış,sehpa üzerinde yemek tabağı bardağı bırakılmış,evde pijama yada eşofman yerine atlet-şort kombini yapılmış,bacaklar sehbaya uzatılmak sureti ile yayılmış ve illaki laptop herkesin elinden alınmış)olarak yansıttığı için,sadece görsellik katıp bırakmadığı ve müthiş lezzetini de tattırdığı için PASTACI RAPUNSEL'İME çok çok çok teşekkür ediyorum.Eşimi bu kadar şaşırmış ve aynı zamanda gülerken görmemişdim.Ellerine sağlık:)

06 10 2009

ARTIK BİR YAŞAM KOÇUM VAR

Kişisel yaşam koçu,Gebelik Koçu,Mesleki Yaşam Koçu,Oyunculuk Koçu,Evlilik Koçu...
Herşeyin koçu var son yıllarda değil mi?
Çok şükür benimde bir yaşam koçum var artık.Kendisi ile 20-25 gün önce Bağdat Caddesinde  tanışdım.Mükemmel bir insan:)
Dünyanın En Akıllı İnsanı.Öyle olduğunu iddaa ediyor hatta etmekle kalmamış, onaylatmış ,üstelik de noterde!
Hayatı ve kendini alabildiğine seviyor,kolej, dershane, şirket, siyasi partiler gibi kurum ve kuruluşlarda “DAHİ İNSANLAR” yetiştiriyor.

Kendi öğretim metodu var onun.Adı "Kashna"
İşte bu öğretimle süper insanlar yetiştiriyor.
15 gündür farklı bir insan oldum çıkdım sayesinde.Kashna öğretiminin egzersizleri var harfi harfine uyuyorum.Ve işe yarıyor.O kadar eğlenceli egzersizler veriyor ki yapmamak diye bir şey söz konusu olamıyor benim için.



İlk verdiği egzersiz süperdi mesela.Nesneler arası saçma absürd ilişkiler oluşturmamı ve beyin entegrasyonumu saglamamı istedi.Önce beceremedim ama sonra sonra neler çıkdı neler, ben bile şaşırdım.
Şimdi verdiği egzersiz sol elimi kullanmak, 1 hafta boyunca hep sol elımı kullanarak yazı yazacagım.

Eşim birazcık uyuz olsada benim onunla aram çok iyi bu sıralar.Herkese ondan bahsediyorum zaten.Benim yaşam koçluğumu bitirdikden ve bana Kashna ile yaşamayı yeniden öğrettikden sonra kardeşimin koçluğunuda yapacak:) Kardeşimden hemen sonrada Handeciğime tavsiye etmişdim onun koçluğuna başlayacak.

Dünyanın en akıllı insanı benim yaşam koçum oldu.Ve 15 gün içinde ben işimde de özel yaşantımdada çok yol katettim.
İnsanı bir gaza getirişi varki tarifini yapamam:)Birde huyu var arada sırada şiir dinletiyor insana.Özlü sözleri var mesela.Bir kenara not almayı gerektiren.
Çaresizlik akıllı insanı zirveye taşır diyor hep.
Bütün insanlar dahi olarak doğarlar,ancak bazıları bunu fark ederler ve biz yüzyıllarca farkı farketmek olan bu insanları konuşuuur dururuz diyor.
Başarı bir sonuç değil tercihdir diyor.
Birlikde karar verdik, istediğim hedefi belirledik, ona göre program yapdık, eylemlere başladık, başarıya dogru gidişimi izliyoruz.,
Eşim şaşırıyor...arkadaşlarım inanamıyor.Hatta geçenlerde bir tanıdık bana "senin duruşun bile değişdi biliyor musun? Çok daha eminsin çok daha kararlı çok daha kendine güvenen bir hal geldi senin üstüne "diyiverdi.

Bu akşamda dersimiz var ve bu sefer hayatımızdaki böcekleri öğreneceğim.Evet ...böcekler varmış, beynimizi küçülten.Sinir böceği,stres böceği dedikodu böceği diye sıralıyor yaşam koçum bunları.

Şimdi diyeceksiniz ki, iyi hoşda sadede gel kardeşim... kolay mı yaşam koçu tutmak ve bu kriz ortamında onun ücretini karşılamak!
KOLAY...
Çünkü sadece 7 lira 90 kuruş alıyor sizden.Evet aynen bu parayı alıyor ve yaşamınızın koçu olup size istediğiniz kadar süre hizmet ediyor.Bu tamamen size kalmış ister 1 hafta ister 1 ay isterseniz 3 ay olabilir.
İsmini vereyim belki iletişime geçmek istesiniz.
Bence kaçırmayın, çok şey kazanacak ondan ayrılmak istemeyecek buluşmak içinde can atıcaksınız:)))

Kendisi DÜNYANIN EN AKILLI İNSANI "ERDAL DEMİRKIRAN" (tıklayın)

Ve o neredeyse Dünyayı sarsacak olan  "Kashna Öğretilerini" büyük bir hızla yayıyor.
Bir zahmet google'a adını yazıp aratın arkadaşlar daha kolay bulursunuz...

01 10 2009

CANIMI ÇEKTİRENLER ! CANINIZA OKUYACAĞIM!


 19 yıllık arkadaşımın iki çocuguyla yıllar sonra evime gelmesi ile başladı galiba hersey...o minik ayaklara bakdığımda, o sıcacık eli avucumun içine aldığımda ve kucakladığım zaman omzuma kafasını koymasıyla başladı.O büyülü bebek kokusu almış olmalı beni benden.Yada iki cocuklu arkadasımın rahatlığı...Yada hormonlarımın bir oyunu olsa gerek.



Yok canım manyaklaşmış filan olmalıyım, ciddi ciddi canım mı çekdi şimdi benim?Daha 2 ay öncesine kadar konusundan bile bucak bucak kaçan ben değilim sanki...Tam işimi kurmuş hızla yol alıyorken hemde...chık chık chık hiç zamanı değil ,doğru zaman bu değil.Bu  o kadar kolayda değil üstelik.
Unutmadım ki daha ben çekdiğim ameliyat sonrası acıları ,unutmadım ki bol depresyonlu anları, unutmadım göğsümdeki yaraları,gece kalkmaları , çıkmayan gazları...
Ama neden unutmuş gibi davranıyorum?
Bir minik ayağa ve bezelye parmaklara...
Ağlarken büzülen dudaklara...
10 dakikalık kuş uykularına...
Agılara gıgılara ,yalancı emzik tutacına...Kanıyor aldanıyorum!
Primayım ben! hani 2. çocugu hiiç mi hiç düşünmeyen ... şimdi  ise en emici ultra primayı göz ucuyla süzen.
Ramoşumun Elifi
Meripointin Ozanıdır
Fadimenin Ayçasıdır beni bu hale getiren.Yakın zamanlarda çok fazla bebek gördüm galiba ben...

Ne zamanki kucağıma alıyorum miss kokulu bir bebek, kafamda çakıyor kocaman bir şimşek...Yok yok....Zorla istetiyorlar ,canımı çekdiriyorlar,inadına yapıyorlar:)Gülcanda atak yapdı beni yarı yolda bırakdı.Serap desem dünden razı.Eeee bir benmiyim 2.ye itirazlı :(

İsterim ki ;arada bir alın mis kokan bebeklerınızı de bana gelin...
Arada sırada cesaretini kaybetmiş bu korkak arkadaşınıza da gaz verin:)
Kimbilir belkide bozulur niyetim...

27 09 2009

HAYIRLI BİR İŞ :)

Annem hamileyken kitap kokusu aşeriyormuş...Çok ilginç değil mi?
Kitap koklayan koklamak isteyen ve kitapevlerinde gezen bir hamile kadın düşünün.Aynen öyle....
Bankadan öğle yemeği için dışarı cıkdıgında Beyoğlunda ki Haşet kitapevine yaklaşırken nefesını tutar ve tam onun önunde nefes alırmış.O kokuyu ciğerlerine çekmek için:)))
Ve kitap delisi bir çocuk doğurmuş.Aynen öyle...
Ben anaokulunda iken kitap dolabını açıp, önünde salya sümük ağlayan bir çocukdum.Sebep mi?
Neden okuyamıyorum bunları ,içinde neler yazıyor acaba diye...öğretmenin okuması yetmezdi bana ,ben çevirmek isterdim o sayfaları ,ben okumak isterdim.
İlkokulda,ortaokulda,lisede okulun kütüphanesinden çıkamaz hale gelmişdim.Hafta sonları bi kitap seçer ,eve getırır ,iki gun içinde ödev yapmayı bile unutucak kadar çılgınca okurdum , okurdum, okurdum.
Şimdilerde vakit bulamaz oldum.Kitaplığımın önune geçip mahsun mahsun bakıyorum.İş,ev,çocuk üçgeni arasında üç dönmekden kitaplarımda bende mahsun kalıyoruz.Geceleri iki sayfa okumakla yetinebiliyorum artık.Aynen öyle...

Ve bugün 1 kütüphane dolusu kitaplara bakarken yine ellerim ayırmaya başladı...
Başkalarıda okumalı diye diye...
Önce eldenele bloğumuz geldi aklıma ama sonra bambaşka birşey şimşek gibi çakdı kafada!

FACEBOOK ve üyesi olduğum grup.Kızdım kendime nasıl aklıma gelmedi diye.KÜTÜPHANESİZ KÖY , KİTAPSIZ ÇOCUK KALMASIN.
Demişlerdi...Çokdan harekete geçmişlerdi.Hedefleri; 100.000 KİTAP ve 10 KÖY KÜTÜPHANESİ.

İletişime geçdim ve elimden geleni yapacağıma söz verdim.Şimdi söyleyin...Var mı bundan daha hayırlı bir iş ?
Benim ki çokmu fazla bir bekleyiş?
Hepimiz 1 adet kitap yollamış olsak, onbinlerce çocuk için fayda sağlamış olacağız.
Bizler okuyabildik okuyabiliyoruz ama isteyipde okuyamayanları da düşünmeyi bazen ihmal ediyoruz:(

Hadi blogger dostlarım bir el atın:)
Gruba üye olmak sadece bir iki tuşa basmanızı gerektiriyor...1 adet kitabı yollamak kargoya kadar gitmenize kalıyor.




Cehalete karşı, geri kalmışlığa ve eğitimsizliğe karşı savaş, kitaplarla  başlasın!

Kitap Toplama ve Kampanya Merkezi,

STG Bursa Koordinasyon Ofisi


Tahtakale Mh. 10.fırın Sk. Ahmet Sabancılar İş Hanı . kat:4 Daire :8


Osmangazi/BURSA

25 09 2009

MAKROKOZMOSDAN MİKROKOZMOSA











Tuhaf...Tuhaf hissediyorum son günlerde...

Nasıl anlatılır bu duygu bilmiyorum sadece tuhaf diyorum.Son zamanlarda tanışdığım insanlar,bahsedilen konular,yaşanılan olaylar,evrene verilen mesajlar ve onların bir bir geri gelişi,rüyalar,cümleler,tesadüfler...ı-ıh anlatamayacagım galiba.

Başdan deniyorum.Tuhafım;Zihnim herzamankinden katbe kat hızlı,motivasyon hızlı,ellerim hızlı,düşüncelerim hızlı,hayatım hızlı...ı-ıh yine olmadı galiba...



Dünya tatlısı bir kız tık-tıklıyor mail kapımı, son derece içden, son derece sıcak bir mail ile...nasıl oluyor ona doğru akışım bilmiyorum.Ama bir el beni alıp ona doğru götürüyor.İçimden iyilik taşıyor...koruma güdüsü kollama güdüsü de beraberinde.Bir şey var  kelimelerinde anlamıyorum.Bir şey var beni çeken bulamıyorum.Sadece tuhaf diyorum ve tesadüf değil...Sonradan öğreniyorum bu tatlı kızın adının  gizli,sır,gizemli anlamına geldiğini...işte bu bile tuhaf:)



Bir kitap uzatıyor içeriğini bilmediğim "Annem Yazdı "diyor.Şaşkın bakıyorum gözlerine, içim kıpır kıpır oluyor ve elime o incecik kitabı aldığımda kollarım uyuşuyor...O kitap 10 dakika geçmeden bana ait oluyor.O Dünya tatlısı kız uzatıp "bu senin" dediği anda başlıyor hikaye.

Bişey var diyorum ya, birşey ama ney?

Arka kapak yazısını belirli aralıklarla okuyorum ama tek bir sayfasını dahi açmıyor nedense erteliyorum.Aslında aklım o sayfalarda.Birşey var o kitapda.

Ben tam 2 senedir kitap rafına bile yanaşamayan,bu süre zarfında iştahla hevesle aldığım tahmini 10 adet kitabıda okumadan rafa kaldıran, elime aldığım kitapların 3. sayfasından sonrasına ulaşamayan,  kitap çılgını iken kitaplardan ölesiye soğuyan ben!!!

Neden bu gizemli kızın verdiği kitap için çıldırıyorum.Okumak için can atıyor ama erteledikce erteliyorum...zorla.

Alıyorum-bırakıyorum.

Alıyorum-bırakıyorum.

İnatla ve ısrarla açmıyorum sayfalarını.



Tek bir sayfayı açacağım diyorum kendi kendime...tek bir cümleyi okuyacağım ve bırakacagım.

Gelişigüzel bir sayfayı pat diye aralıyorum!

Özdemir Asafın bir sözü çıkıyor karşıma...

"Damla kendini tamamlayınca damlar!"



Kapatıyorum kitabın kapağını...neydi bunun devamı.Neydi???

Unuttuklarımı saymıyorum çünkü unutmuyorum...

Gözüme ilişiyor,kulağıma ilişiyor

Düşünmüyorum...DAMLAMIYORUM.

Böyle birşeylerdi tam hatırlamıyorum.



Tesadüf değil işte dedim ben...birşey var bu kitapda biliyorum.Karşıma bu şiiri çıkartması bile tesadüf değil.Anlıyorum.



O tatlı kıza yani Nihana ve annesine teşekkür ediyorum.Kitabı tahmini olarak 2 gün içinde sildim süpürdüm yaladım yuttum cok şeeey öğrendim çok!Ruhumu arama bulma oyununda başarılı oldum:)

Bu arada Belkıs'a da ayrıca teşekkür etmem lazım ...ben sebebini açıklamıyorum o anlar.

24 09 2009

DÖNÜLMEZ AKŞAMIN UFUK ÇİZGİSİ


















Enver Özçağlayanın şiirini bilir misiniz?




Ufuk Çizgisi


İster dönülmez akşamın ufkunda ol,

İstersen sessiz gemiye bin...

Bir sınır var ki önünde, aşması çetin.

Onlarca Fatiha'yla dol;

Sonrası Yâsin...

Bir sınır var ki önünde, çetin mi çetin
 
 
 
Sabah gözlerimi açdığımda daha 2 hafta önce blog yazmaya başlayan kardeşimin üzgün sesi ile karşılaşdım...
-Çok üzüldüm yaa bir yazı okudum blog camiasından birisi vefat etmiş dedi.
-Aaaaa dedim kim???? kim kim kim!
 
O kadar ailem olmuş o kadar Dünyam olmuş ki burası.Kalbim hızla çarpmaya başladı.
-Adını bilmiyorum ama Öykü yazmış, okusana dedi.
Okudum, şok oldum.Ufuk Çizgisi...Tanır mıydınız?
Sevginin emek demek olduğunu savunan,içi dışı sevgi dolu,mahsun ve duygulu adam.
Nurlar içinde yatsın...Blogger ailemizden biri çekdi gitti ama yazıları bizlere kaldı.
Başımız sağolsun.
 
 
 
 

21 09 2009

ALTIN KURALLAR VARMIŞ !



Bir kaç saat evvel çıfıt çarşısına dönmüş kitaplığa bakdım ve Kalk dedim hazır gözüne ilişmişken toparla şunu...
Onlarca kitap ve yüzde 50 'si çocuklarla ilgili...
*KIZ ÇOCUK BAKIMI
*ÇOCUKLARA ÖZEL YEMEKLER
*ÇOCUK EĞİTİMİNDE KURALLAR
*BEBEĞİM NE ANLATMAK İSTİYOR
*AKILLI BEBEK AKADEMİSİ
*ÇOCUK HASTALIKLARI
*1YAŞDAN 4 YAŞA EĞİTİM
*ZART EĞİTİMİ
*ZURT EĞİTİMİ

Kimini okumuşsun hatim etmişsin, kimini sıpıtıp bir kenara itmişsin...İşte az evvel bunlardan biri tak dedi, attı kendini ayaklarımın dibine.
ANNE BABALIĞIN ALTIN KURALLARI

Ne zaman ve nerden aldığımı hatırlamıyorum.Başarılı bir ebeveyn olmanın sırları yazıyormuş içinde ,zerre kadar hatırlamıyorum.
Bu kuralları uygularsam eğer ,mükemmel bir anne olacakmışım.Tıkandığım noktadan açılış yapacakmış.Pratik önerileri varmış.
İşim çok kolaylaşıcakmış.

Açdım ,karışdırdım ,bakındım ucundan...

Bir şeyi sadece bir kez söyleyin diyor altın kurallar,cocugunuzdan mantıklı isteklerde bulunun diyor,sizi kızdırıyorsa görmezden gelin diyede ilave ediyor.
bir davranısını sona erdirmek istiyorsanız 1 den 3 'e kadar sayın diye belirtiyor...Bu kadarını okumakda bana yetiyor.

**Sabah saatlerinden bu yana her göründüğü yerden, bakkaldan, marketten, üst komşudan ,tüpçüden ,amcadan ,haladan ,babaneden, ordan burdan aldığı sayamadığım kadar çok şekeri midesine indirdiği halde başımda "bi tane şeker verirmisin anne yaaaaaa "diye mız mız mızlanan bir çocuğa nasıl "hayır cok yedin, daha fazla seker yememelısın'i" 1 kere söyleyebılırım???

**Sabah evden çıkıpda, bu saate kadar güle oynaya gezdirdiğimiz ,gönlüne göre şerbet verdiğimiz ve daha az evvel evden yorgun argın içeri girdiğimiz halde," hadi üst kata çıkalım sıkıldııım hadi anne nolur komşuya cıkalım "diye direten bir cocuk, benden mantıklı bir şeymi istiyor ki bende ondan mantıklı isteklerde bulunayım???

**Oyuncak çamaşır makinesinin pil kapagının kırılmış olması sonucu, pilleri düşüren çocuk, ısrar ile" anne bunu tamir et "diyorsa ve bende iki saattir "pilleri nereye koydunsa getir kızım "dediğim halde "ıhm ıhm ıhm getiremem getiremem sen tamir et" diye çileden çıkartan bir ses tonu ile vız vız ediyorsa ben nasıl görmezden gelebilirim?

Altın kurallarını sevsinler senin sevgili DOROTHY abla.Birde sakin kalabilmenin yollarını yazsan ne iyi olacak...sakin kalmayı becerebilirsek ve sabrı kalıcı kılabılırsek eğer, hepimiz mükemmel ötesi ebeveynler olacagız zaten.
Ama...olmayınca olmuyor işte.



Hadi hatırın için bir kere daha deneyelim bakalım, ne diyordun? sakin kalmak için ve onun yapmasını istemediğim davranışını engellemek için  3'e kadar sayacakdım dimi?
 1-2-3-4-5-6-7............99-100-101

Bu arada evliliğin altın kurallarını da almış okumuşdum yahu, o nerde bakayım da bulayım ondaki kurallar neydi acaba :)))

20 09 2009

YİNE SEVMİYORUM İŞTE


Ordan... gökyüzünden bakıyor musun?
Üzerinde pırıl pırıl takımın var mı ?Yana taradınmı saçlarını tarakla değil ellerinle...
Ben seçerdim gravatını illaki...hangisi dersem o takılırdı ya! Ya şimdi? Kim seçiyor?
Orda bir hayat varmı ?Varmı bayram?Seviyormusun hala bayramları?

Kızıyormusun ordan bana geç kalkdığım ve söylendiğim için?
Kahvaltı masasında surat sallandırmadım çünkü sen gittin gideli ve ben evlendiğimden beri gitmek zorunda olduğum hiç bir kapı yok.Zorlayan kimse yok...ve ben hala böylede olsa nefret edıyorum bayramlardan.Oruç tutmadım yine...kızdınmı bana?
"Neden tutmuyorsun kızım sigarayamı dayanamıyorsun "dedin mi?
Bakıyormusun bize ordan...ne kadar sıkkınız farkındamısın?
Bir ton sızlandım yine sabah sabah duydun mu?
Saçma dedim...niye dedim...sevmiyorum dedim...ordan da hepsine bir cevap verdin mi?
Bak ellerim sana inat olsun diye yüzüklerle dolu değil...
Sana inat olsun diye serseri gibi de giyinmedim...
Sana inat olsun diye ayanıp boyanmadım...
Serseri gibi olmuşsun çıkart onları hemen diyemeyeceksin...hanım hanımcığım çünkü gördün mü?

Artık bayramı sevmemek için bir sebebim daha var,meğerse seninle didişmek,atışmak,tartışmak ile güzelmiş bayramlar da farkına varmıyormuşum.
Az önce çiseleyen yağmura ve gökyüzüne bakıp sana bir öpücük gönderdim gördün mü?
Hadi yolla bayram harçlığımı ve öp yanaklarımı kızdığım şekilde,sildiğim şekilde...söz silmeyeceğim bu sefer öpdüğün yerleri ellerimle...

İYİ BAYRAMLAR BABACIĞIM ve İYİ BAYRAMLAR TÜM CENNETTEKİLERE...

18 09 2009

LAKAP DEĞİL ,NÜFUSA KAYITLI

Blog yazmaya başlayalı 1 seneyi doldurdu.Bu süre içinde belki 20 -30 kişi aynı soruyu sordu bana.
-Rima lakap mı? ne güzel?
-Neden Prima Rima?
-Rima ne demeek?

Firmamın isminin PRİMARİMA olmasından dolayı, artık müşterilerimin de bu soruları soruyor olması ile tamam dedim yazmak şart oldu...

Lakap değil...Nüfusa kayıtlı gerçek adı RİMAdır kızımın.

1978 haziranın da Dünyaya  sezaryen ile gelmişim...beni annemin koynuna getirdiklerinde yanağımda küçük bir bantlı pamuk olduğunu görmüş ve korkmuşlar.
Nedir bu nesi var neden yanağı bantlı bu çocugun diye sorduklarında doktor;
Neşter ile kesmişiz cevabını vermiş...
Annemin sezaryen esnasında neşter ile karnı kesilirken benimde yanağım kesilmiş...kanı durdurmuşlar ve üzerini kapatmışlar.
Babaannnem BİLİRKİŞİ olarak atlamış hemen.

-Bu kızın adı CEYLAN olsun! Yaralı Ceylan gibi baksanıza...
keşke türkücü olsaymışım yahu isim cok etkileyici YARALI CEYLAN :)))
Boynu bükük emrah ve Küçük ceylan'a iyi bir rakip olurdum doğrusu.

Bilirkişiden bu sözler dökülünce annem deli olmuş...Ne ceylanı yahu?Ceylan diye isim mi olur?

Bilirkişi yapmış bilirkişiliğini
-Eğer Ceylan adını koymazsanız oğluuuum hakkımıda sütümüde helal etmem!!!

Annem çok iyi etmiş de onun önüne bir EBRU ekleyivermiş.Nüfus kaydına EBRU CEYLAN olarak geçirilmiş.

Ama EBRU diyemez olmuşlar.Ceylan aşşağıya Ceylan yukarıya...halada öyle.Evde CEYLANIM ben:)
Neden anlattım bunu?

Rima demek ;DİŞİ CEYLAN YAVRUSU demek.Bu ismi bulmadan önce ,hep ama hep bir kızım olursa ismini CEREN  koyacagım derdim.Anlamı ceylan oldugu için isterdim bu ismi...ama bir gün internetde hemde gebeliğimin 4 .ayında Rimayı bulunca kesin kararım verilmiş oldu...Bir Rima sahibi oldum...Dişi ceylan yavrusu:)))
Zor söyleniyor biliyorum,alışmasıda biraz zor olabiliyor,çok fazla soruluyor,çok fazla yabancı zannediliyor saçlarınında sarı olmasından etkilenip RUSMU? diye soranlar çıkıyor:))Bazıları nedense ermeni ismi bu musevi ismi gibi bu diyorlar...olabilir.
Alıştık...Rimada alışdı...Kökeni nedir bilinmiyor ama bir çok anlamı olduğunu öğrendim zamanla...Hatta 21 yaşında Rima isimli biri ile mailleşdik (İranlı)
Arapçada;SAVAŞCI KADIN
Edebiyatda;3 MISRALIK BENTLERLE YAZILMIS NAZIM ŞEKLİ
Latincede;ARALIK(doğduğu ay)
İtalyancada; KAFİYE,UYAK
Osmanlıcada ;BIRAKMAK
Rusyada;ÇOK KIYMETLİ BİR ÇİÇEK
Kökeni bilinmiyor ama İsim sözlüğünde ; Dişi Ceylan Yavrusu
Anlamlarını taşıyor...Şımarıklık gibi olacak ama kızıma da çok yakışıyor:)
Burda kullanılan Primada bez markası değil elbet...Ohhh be üstümden bir yük kalkmış gibi hissettim mi? HİSSETTİM...
Lakap olmadığını yedi düvele ilan ettim mi? ETTİM.

15 09 2009

KURABİYECİ DEDE








3 ay kadar bir süre önce akşam vakdi caddeden eve doğru koşdur koşdur yürürken gördüm kurabiyeci dedeyi...70 yaşını çokdaan gerilerde bırakmış üzerinde eski püskü bir ceket bumburuşuk ellerinde taşıdığı hasır bir sepet ile ağır aksak gidiyordu önümde.Bir banka oturdu soluklanmak için...sepete gözüm kaydı Türk bayrağı asmış kenarına ve yanına yazmış "EV KURABİYESİ"Satabilmek için uğraşıyordu.Oldukça yorgun bir hali vardı.Saat 21:00 civarlarıydı ve o hala eve gitmemiş kurabiye satmanın derdindeydi.

Büyük ihtimal ile karısı yapıyor ve sepete diziyordu.Dedede o yaşına rağmen ,tintin yürüyorda olsa ,nefes nefese kalıyorda olsa, saat akşamı gösteriyorda olsa ilerliyordu.
O kadar acelem vardı ki ,sadece bakdım ,düşündüm ,geçdim ve üzüldüm.Bir müddet ilerledikden sonra, içime oturdu ,geri dönsem ve kurabiye alsam diye geçirdim içimden.Ama dönmedim.Eve gidene kadarda kendi kendime söylendim...

Orhan Velinin bir şiiri vardır ya hani;

"Siyah akar Zonguldağın deresi; Yüz karası değil, kömür karası;Böyle kazanılır ekmek parası"

Bir ekmek parası için kimileri can veriyor,kimileri denize açılıyor,kimileri onlarca yük taşıyor,kimileri yollar tepiyor,kimileri dileniyor.Tintin bir dede ise kurabiye satıyor :(

3 ay boyunca Caddeye her inişimde aklıma gelen dedeyi ,bir daha göremedim....takiii geçen güne  kadar, öğlen saatlerinde dalgın bir şekilde yürürken önümden yine aynı ceketi ile aynı hızı ile ,aynı sepeti ile geçdiğini gördüm.Bu sefer kaçırmak niyetinde olmadığım için hemen önüne geçdim ve kurabiye istedim.
Çok  ağır hareket ediyordu  ve yakından bakınca zannettiğimden de yaşlıydı.Kulakları ağır işitiyordu.
Sepetini açdı, içine doğru belli etmeden bakdım.Selpak havlu kağıtlara tek tek sarılmış kurabiyeler ...evde yapılmış besbelli.Miss kokuyor, elim büyüklüğünde vede üzümlü:)Ne kadar diye sordum, yavaş bir sesle 3 lira dedi.Aldım...oda yavaşca parayı aldı.
Sonra döndü gözlerime bakdı ve

-1 tane daha istermisin? diye sordu.Gülümseyerek başımı salladım.
Kurabiyeyi yiyemeden çantama attım.Tuğaflaşdım.Kolaylıklar ve hayırlı kazançlar dileyip ayrıldım yanından.Yine yol boyunca aklımda kaldı dedenin halleri.Parayı alışı, kurabiyeyi uzatışı, yavaşca 1 adet daha alırmıyım diye soruşu, bumburuşuk elleri, hasır sepeti, mis kokulu kurabiyeleri.

Nasıl bir evi var acaba?

Çocukları var mıdır?

Karısımı yapıyodur bu kurabiyeleri?

Kaçda çıkıyordur ki sokaklara?

Satış yapıyor mudur rahatca...Benim kadar üzülen varmıdır ona?

Hiç sanmıyorum.Çünkü insanlar oralı bile olmuyorlardı,dedeyi görmüyorlardı.Cafe Crownda,Starbucks da,Midpointde oturucak yer bulabilmek uğruna yağmurda sıra bekliyorlardı.Ne komik::))
Bunları zaman zaman bende yapıyorum,eğleniyorum,para harcıyorum,yiyorum, içiyorum ,ama etrafımda olan bitene kayıtsız kalamıyorum.3 tl'lik bir üzümlü kurabiye bazen Midpointde yiyeceğim salatadan çok daha lezzetli gelebiliyor biliyorum.

Olurda ;caddeye yolunuz düşdüğünde, tintin giden Sepetli dedeyi görürseniz, es geçmeyin...beni hatırlayın ve ÜZÜMLÜ KURABİYENİN TADINA VARIN:)

13 09 2009

ARKEOLOG MU OLUR ACABA?






Her annenin çocuğuna bakıp hayal kurduğu bir gerçekdir , en çokda "mesleki kariyeri ne olacak acaba "diye düşünülür..Kimi anne oyuklarına bakar bir şeyler yakalamaya çalışır, kimisi direk kendi arzu ettiği mesleği yapsın ister, kimisi davranışlarını kontrol eder,kimi ona göre ortam hazırlamaya gayret gösterir.
Ben şu anda tam olarak karar verdim...bu kız arkeolog olacak!!!
Nerden mi biliyorum?
Son günlerde en çok yapdığı şey burnunun içinde hazine aramak da ondan.
Artık hazinemi arıyor kazı çalışmalarımı yapıyor bilemiyorum.Buna bayram üzeri; burunda bayram temizliği adını da verıyorum ben.

Bunu her çocuk yapar diyorlar ,ben bilmem, yapmadım, yapamadım da ondan.Ne çocukken deneyebildim nede büyüyünce "bakayım yahu ne menem bişey burun karıstırmak" dıyebıldım.Çocukken korkuttular mı beni bilmiyorum ama çok zevkli bir eylem oldugunu duydugum bu işi ben beceremıyorum.
Ve hal böyleyken kendi çocuğumun bunu yapdıgını görunce oldukca rahatsız oluyorum.
Kafamda tonlarca soru ve tam  karsımda burun didikleyen bir kız çocuğu...
Birinden mi gördü?
Birimi öğretti?
Eğlenmek için mi yapıyor?
Oyun gibi mi hisssediyor?
Nasıl önüne geçebilirim?
Görmezden mi gelmeliyim?
Bir sebebimi var?
Stresli bir çocuk değil ama ...yoksa öylemi?
Bu alışkanlık halini alırmı?

Oppps ...sinirlenme diyorum kendime,sakin ol arastır sorustur önce.
Öylede yapıyorum.Bir çok anne ile konuşuyorum en başda...bizimkide yapıyor cevabını alıyorum.Peki siz ne yapıyorsunuz diye sordugumda kimi ceza verdiğini kimi engellediğini kimi hiiiç umursamadıgını anlatıyor.
Google amcaya soruyorum yararlıdır yapılabılır ingiliz bilim adamları arastırmıslar efendım burun karısınca beyin daha iyi çalışıyormuş:)
En sonunda uzman birinden yardım alıyorum...Puck arkadasım çocuk gelişimi okudugundan, her türlü soruma gayet net cevap aldıgımdan ve uyguladıgımda dogruya dogru ilerlediğimi farkettiğimden hemen sorulara başlıyorum.
Tepki göstermemem gerekdiğini ,otomatik bir refleks oldugunu ,bunu her cocugun yapdıgını ,dikkatini başka yöne çekmem gerekdiğini öğreniyorum.
Ama sabırlı olamıyorum :(
Gerçi yolda, orda burda ,kazık kadar adamların burunlarını dolma gibi oydugunu gördüğüm için ,çocugun bunu yapmasını normal karsılamak gerek dıyede düşünmüyor değilim, oda ayrı bir mevzu:)
Genelde erkeklere mahsus olan bu hareketi gördüğüm de malesef içimden(dışımdan demeyi çok isterdim) "dikkat edinde beyniniz zedelenmesin " diyorum...Ve de çok ama çok merak ediyorum burunlarını karıştırdıklarında elde ettikleri o parçayı nasıl imha ediyorlar?

Ne hayallerim vardı be kuzum?
Oysaki ben sanatsal çalışmalar yaparsın diye bekliyordumDvranışlarına bakıpda mesleğini hayal etmeye çalışıyorum da ....Bu gidişle ya arkeolog olursun,ya maden işcisi :)

11 09 2009

HAYRANINIZIM EFENDİM :)

Blog sahibi olduğumdan bu yana mükemmel kadınlarla tanışıyorum.Hepsi ayrı konularda yaratıcı, hepsi çalışkan,hepsi ayakları üzerinde sapasağlam durabilen kadınlar.
Bir çoğu mükemmel anne olan,kimi sanata yatkın, kimi başarıya, kimi dikişe,kimi anneliğe,kimi pişirmekde usta,kimi parçaları birleştirmekde,kimi boyamakda kimi yazmakda.

Bu sabah bu güzel ve başarılı kadınlar arasına birini daha ekledim.
Something Special...

Bu sabah tanıdım, bu sabah farkına vardım, bu sabah sohbet ettim, bu sabah takdir ettim onu.Çalışan bir kadın olmasına rağmen ,kendi mutlu olduğu, kendi sevdiği şeyleride yapabilmesini sevdim.Üretmesini sevdim.
Çaba göstermesini ,büyümek için uğraşmasını sevdim.
O birbirini asla tekrarlamayan ,kişiye özel ,el yapımı önlükler tasarlıyor.Evet, bildiğimiz mutfak önlükleri demeyin, çünkü hiçde bildiğimiz önlükler değil bunlar.
Gördüm, beğendim ve herkesde farkına varsın istedim...Henüz bir bloğu yok ama ürünlerini pasajdan satıyor.
Görmek isterseniz buraya bir tık lütfeeen :)



Ve hayranı olduğum, her gün yepyeni şeyler öğrendiğim,yanında kafamı dinlediğim,huzur bulduğum,sohbetin taaa dibine kadar indiğim,ortak yönleri buldukca şükrettiğim,onu görmediğim günlerde eksiklik hissettiğim Kadın.
Ayakkabı Perim
 
Hırsına,başarılarına,çalışkanlığına,sabrına,pozitifliğine hayran olduğum insan.
 
Artık butiğini ayakkabı,çanta ve elbiseden sonra aksesuarlarla da süsledi.
Birbirinden güzel ve şirin şeyleri vitrinine koyduğundan bu yana gözlerimi o vitrinden alamaz bir haldeyim.Bir göz atmanızı tavsiye ederim :)Büyüleneceksiniz:)
 
Tabi hayran olduğum kadınlar listesi 2 kişi ile sınırlı değil ...

Stil Pazarı,

Bilun Desing,

Hesionka,

Leyya-craftmania,

Nu-Ra Creatives

Şekerciniz,

Hatchipu's,

Renkli Tasarımlar,


Senin Bebeklerin,

Daisy'nin Takıları,

Aslı Bayülgen,

Pastacı Rapunsel ,

Didle's Town,

Müge Arıkan,

Özlem Akın...

say say bitermi?




Tek tek ziyaret edilesi, müthiş tasarımlara ağzı açık ayran budalası şeklinde bakılası,takdir edilesi kadınlar değil mi bu insanlar? :)

10 09 2009

1968' E GİDELİM Mİ?

Arada bir eskileri karıştırmak okumak bilmediğim bir zamana yolculuk etmekden çok hoşlanıyorum...1968 senesi benim için dayımın doğduğu seneden başka bir şey değilken birazcık arastırıp sorusturunca bambaşka anlamlar içermeye başladı...

Mesela Ankarada bir köpeğin kalbi değiştirilmiş bu yılda.Fakat  başarılı olunamamıs bakım yetersizliğinden 40 saat sonra köpek ölmüş:(
Türkiye'de ilk kadın trafik polisi göreve başlamış.
Milli Eğitim Bakanı İlhami Ertem, "Gayemiz her ilde bir imam-hatip okulu açmaktır" demiş.
Beatles grubu Gremmy ödülü almış.
İlk böbrek nakli yapılmış(Türkiyede)
Öğretmenler Kurultayı'nda temel eğitimin sekiz yıl olması istenmiş.
BİL-Mİ-YOR-DUM.

Ben bugün resmen işi gücü bir kenara bırakdım...1968 yılını yaşadım.Eski dergileri karışdırdım uzun uzun üşenmedim fotograflarını çekdim ,belki görmek isteyenler olur diyerek...
Belli başlı sitelere uğrayıp 68 yılının detaylarını aldım.Anneanneme gidince daha daha detay almak içinde can atıyorum.Yaşamış birnin anlatımı cok daha eğlenceli ve öğretici oluyor çunku.Bu gün içimde 68 ruhu taşıyorum:)))
Hatta mümkün olsa şu fotodaki kadınlar gibi giyinsem cıksam sokaklara...
Bende merak ediyorum o yılların ve eski yılların giyimlerini derseniz şu siteye bır tıklayın nasıl güzel bir yer görün:)



09 09 2009

O 'nun Yerinde Olsam


Ona bakıyorum ve yerinde olmak istiyorum,ciddi ciddi hemde.Keşke diyorum 1 günlüğüne yerine geçsem, ben o olsam, o ben olsa.

Sabahları yatakdan hızla fırlasam mesela günaydın günaydın diye neşeyle sehpanın etrafında tur atsam?Pijamanın altını bi tarafa üstünü bi tarafa fırlatsam.
Kahvaltı etmemek için diretsem, mızısam, huysuzlansam.
Akşama kadar Maisy izlesem yada Elmo ile oyalansam.Tek derdim UPSYDAİSY'NİN pillerinin bitmiş olması olsa.
Yada bisikletimin pedallarını çevirememek.

Bütün gün karnımı topitop,haribo,çubuk kraker,doritos,ıvır zıvır abur cubur ile doldursam, bunları yerken sonunu ve zararlarını hiç düşünmesem.

Boyama kitabını önüme açdığımda fili kırmızıya, ağacı pembeye, denizi sarıya boyayabilsem.
Neden sorusunu ardı ardına sorabileceğim bırılerı olsa ve o bırılerı bu soruları sabırla cevaplasa.
Ekmek elden su gölden olsa...oyun oynarken vakit su gibi akıp geçse.Saçma sapan şeylere gülsem yada sırf canım istediği için ağlasam.
Pırt yapmak gülünç olsa, burun karıstırmak ise serbest
:):)
parkda bahçede sokakda yarım saatlik arkadaşlar edinsem.Parmakla gösterebilsem herşeyi...o desem, bu desem ,şu desem.Aslalarım, keşkelerim ,tühlerim olmasa.
Dondurma yedikden sonra ağzım burnum batmış, ne olurki ?Umursamadan yoluma devam etsem ,yolda bana bakıp gülenlere en içden gülüşümle gülsem ,bana neden güldüklerini bilmeden:)

Bacaklarımdaki her bir yaranın başka bir anlamı olsa,biri parkı, biri merdiveni ,biri hızlı koşmayı hatırlatsa.
Bulaşık deterjanı sadece baloncukları çağrıştırsa bana,çarşaflar yalancıkdan hayalet olup birilerini korkutmayı...
Dünyanın en ama en güzel duygusunu ,bir kere daha yaşasam, tadına vararak, bilerek, çabuk geçmesini istemeyerek.


Masum olsam saflığın anlamı olsam;
Çocuk olsam.Rimoş olsam.
Kimse kıyamasa bana,kimse kızamasa.

08 09 2009

CANIMLIYIM CİCİMLİYİM

Kendi kendime nazarım değer mi bilmem...ama 3'ü birarada kıvamındayım.Şekerimde, tadımda, tuzumda yerinde bu sıralar.Sevgi kelebeği gibi geziyorum etrafda.Sevgi kelebeği demişken bir konuya değinmek istiyorum;

Hani aklını canım ve cicim'i çok fazla kullananlara takmış kişiler varya bir insan ne yaparsa yapsın kimse itme kakmayla zoraki samimi olamaz,karakterinde soğukluk,fesatlık,hainlik yalancılık varsa ne yaparsa yapsın bir yerden açık verir.
Blog listemde 80 kişi varsa ben bunların yarısı ile yüzyüze olmadı telefonla görüşüyorum.Hem beni hemde kızımı yakından tanıyorlar ve tanımalaı için sadece 1 kere görüşmüş olmamız yetiyor.Ben sanalda ne kadar canım vede cicimli isem , gerçek de o kadar sıcak ve samimiyim.Bunu bilmeyen şahsen tanımayan kişiler bilip bilmeden hakkımda karar vermesinler lütfen.Sevgi dolu olmanın bugüne kadar bana bir zararı olmadı,,bazı insanların karşısındaki insanları sevmeleri için yıllar geçmesi gerekir ben o insanlardan değilim diyorum ve aklını her samimi, her sıcak olan insana yalaka gözü ile bakan kişilere her yapılanı yapmacık olarak görenlere,tuğaf tavırlar ile samimiyetden uzak olanlara KİŞİ KENDİNDEN BİLİR diyorum.Ben buyum buda benim huyum...

Mutluyum çünkü sonbahar geldi...
Mutluyum çünkü kendi işimi kurdum vekendi kendimin patronu oldum...
Mutluyum çünkü Alahın her günü her saati arayabileceğim ve beni arayan konuşurken kahkahalar attığım blog arkadaşlarım var...
Mutluyum çünkü sağlığım yerinde...
Mutluyum çünkü şu anda miss gibi toprak ve yağmuru kokluyorum...

Mutluyum çünkü KARDEŞ DE BLOGGER OLDU sefa geldi, hoş geldi, yakında annemide çekersek bu Dünyaya şaşırmayacağım :)Hadi GÜDÜK FAREMİN açılış konuşmasına biz göz atın kaçırırsanız pişman olursunuz :))




Resim kaynak

06 09 2009

TOPLAMAK YADA TOPLAMAMAK MESELESİ

RESMİN ÜSTÜNE TIKLA GÖR





Başımı işlerimin üzerinden kaldırıp da nefes almak istediğim bir anda,önce
salonun tam ortasındaki sert birşeye basıp ayağımı incittim, "nedir bu yaaa" diye bagırdıgım ve bakdığımda sarı 3'lü bir lego olduğunu gördüm, koltuğa uzanmak istediğimde o sarı legodan başka her renk legonun benden cok daha önce koltuğu kapmış ve kaplamış oldugunuda farkettim.

Gözlerim salonu şöyle bir gezdiğinde legoların aslında bir hiç olduğunu anladım...

Kızım odasındaki alt çekmecede ne kadar etek elbise ve t-shirt varsa sehpanın üzerine yaymış, kendini tezgahtar moduna sokmuş, satış yapıyordu...eşim çorapları ikili koltuğun hemen kenarına bırakmış (neyseki bırakmış bunun birde fırlatan versiyonları var) atleti sandalyeye asmıs, ayakkabılığın önüne ise 3 çift ayakkabısına postu serdirmişdi...evin içinde ilerlediğimde banyoda canııım çamaşır sepetimin üzerinde bir adet spor gazetesi,lavabonun hemen önunde cocuk basamagı,lavabonun hemen içinde bir iki küçük yıkanabılır bebek olduğunu farkettim,mutfak allahlık zaten hiç ona girmeye gerek yok, uzakdan tezgahın üzeri çıfıt çarşısını anımsatıyor.
Gün içinde giyilip çıkartılmış 3-4 adet t-shirt yatağın üzerinde boylu boyunca(neden erkekler her dışarı çıkışda bakkal çakkal bile olsa farklı bır t-shirt alıp geçirirler üstlerine)uzanıyor.
Yine evin küçük hanımı odasını talan etmiş, dolabın içerisinde ne kadar oyuncak varsa yere sermiş,bunlar yetmiyormuş gibi küçük tuvaletden bisiklet çıkartılmış  yolun tam üzerine getirilmiş.
Oturma odasında yastık kavgası yapılmış, yastıklar kaldırılmadan oda terk edilmiş.

Bunca dağınıklık sadece 1 saat içinde gerçekleşmiş.
Ben bir tuale astar atana kadar...başımı kaldırmadığım için,etrafıma müdahale etmediğim için,görmezden geldiğim için,ilgimi onlara değil işime verdiğim içinmi bu dağınıklık?

Evin dağılması 5 ile 10 dakika arası bir süre oluyor.Ve ben elim kolum bağlı öylece seyredıyorum.

Dolap toplamakdan, mutfak toplamakdan.,oyuncak toplamakdan,masa toplamakdan, yerlerden ıvır kıvır kırıntı mırıntı toplamakdan nefret ediyorum.Dağınıklık bitmiyorsa ,topladıkca canın burnundan geliyorsa ve topladıgın andan 1 saat sonra ev aynen eski halini alıyorsa,evdeki eşyaları azaltabileceğin kadar azaltmış olmana rağmen eşyalar üstüne üstene yürüyorsa napıcaksın?

Eşin eve öğlenden hemen sonra geliyorsa...


İşin evindeyse ve boya,fırça,bez,tual,tiner,maket bıçağı,bant,vernik,kurdele,raptiye,boncuk,kağıt,zart zurt gibi yayılması müsait eşyalar ile çalışıyorsan...
2,5 yaşını geçmiş bir çocuk sahibi isen...
Günde 3-4 kere farklı yerlere yetişmek için evden çıkıyorsan...
Evin 80 metrekareden oluşuyorsa...DAĞILIR BU EV!



Kafamın ta orta yerine ediyorum bazen,17-18 yaşında odamı toplamam söylediğinde bende karşılık olarak söylendiğim için!
O minicik, 5 metrekarelik alanı toplamak zulüm gibi geliyordu...şimdi düşününce  tuğaf geliyor.
Bir evi toparlama görevi üzerinde ise ve sen bu minnacık evin üstesinden gelemiyorsan kafanın ta ortasına etmezmisin?17 yaşında dert ettiğin şeyi düşündükçe de ikinci kez kafanın ortasına edermisin ,etmezmisin?




Eğil, kalk, topla, kaldır, katla, sil, at ,bul, ara ,derle,düzenle derken...ben benden gidiyorum.
Küçük çocuk ve erkeklerin dağınık evi toplamak yada dağınıklıkdan rahatsız olmak gibi bir modu varmı ?MERAK EDİYORUM...
O moda geçireyim şunları...
Erkeklerin fıtratında dağıtma,kadınlarınkindeyse toplama özelliğimi vardır?Bunuda merak ediyorum...
Ve son olarak temizliğe gelen kadınların toplamaya gelenleride olsa nasıl olur?


Şimdi gidip bakmak lazım, içerisi ben bu yazıyı yazdığım müddet içerisinde ne kadar dağılmış???

04 09 2009

SİDİK KOKUSUZ HAVA SAHASI


Dünyanın en korkunç kokularından biri bence sidik kokusudur.Bunu adlı adınca yazmak zorundayım başka tarifi olamaz çiş demek istemiyorum adı ile sanı ile sidik işte!
Özellikle tuvaleti geçdim,yolda, duvar kenarlarında, alt geçitlerde,otobus duraklarında,otogarlarda,vapur tuvaletlerinde, pazar tezgahlarının yakınlarında duyulur ya hani...hele hele yaz aylarının göbeğindeyseniz güneşde yakıyorsa tüm kavuruculuğuyla...hepden iğrençleşir.
Böyle keskin böyle mide bulandırıcı birşey olamaz...Şimdi derine inersek zavallı sidiğin bir suçu yok.Kokusu kötü olabilir fakat sidik denilen şey sayesinde azotlu artıklarımızdan kurtuluyoruz,içinde değerli mineraller olduğu her zaman söyleniyor.Hatta kılıç yarası bile iyileşirmiş ben diyenlerin yalancısıyım.

Erkek anneleri ile ne alakası var dıyeceksınız(BAŞLIĞI ÖNCE "ERKEK COCUK ANNELERİNDEN BİR RİCA" DİYE YAZMIŞDIM) belki ama yola, ize, ota, boka işeyen bir kadın tanımadım henuz...Genelde erkeklerin özgürce her buldukları kuytu köşeye işeme gibi bir özgürlükleri vardır ki, onların bu özgürlükleri bizim huzurla nefes alma özgürlüğümüzü ortadan kaldırır.
Aslına bakarsanız Dumansız Hava Sahası yaratacagımıza sidik kokusuz hava sahası yaratsak önce nasıl olurdu?

Son 2 gun içinde 2 anne gördüm,bu 2 anneninde birbirine benzer hali oğullarını yol ortasına işetmekdi.Biri kadıköyün göbeğinde sokagın kenarına geçip banka duvarının hemen yanına işeten anne...
Diğeri ise Arabasını durdurup kaldırımın kenarına işeten anne.

Çocuklar 4-5 yaşlarında.Banamı anormal geliyor bir oğlum olmadıgı için acaba dedim önce, ama kaldırım kenarına yada banka duvarına işemenin normal bir tarafı olamaz diye düşünüyorum.Bu iş için çantada pet şişe bulundurulsa olmazmı yada bunun için bir icat filan çıksa.
Erkek cocuk annelerınden ricam şudur ki nolur cocugunuzu p.i.p.i.s.i.n.i çıkartmaya müsait her alana "rahatca işeyebilirsin oğlum, banka camekanı da oluuur yol ortasıda" mesajını vermeyın...
İkinci ricam ise ; çocuğunuzun çişi geldiğinde siz yol ortasına yapdırırmıydınız ve bu normalmi sizce? soruma cevap verebilirseniz çok mutlu olacagım:)

HAVANI KORU;YÜZDE YÜZ SİDİK KOKUSUZ HAVA SAHASI...SİDİKSİZ HAVA SAHASI İNSANIN İNSANA SAYGISI

Olurmu olur:):)

02 09 2009

ÇOK KIYMETLİ MİSAFİRİM


Bak şimdi canımın içi;
Gekolardanmısın,varangillerdenmi yoksa agamagillerdenmisin bilemem...bu giller kısmına vikipediden bakdım zaten.Senin ne gibi bir faydan olduğunu bilmiyorum bence olmasanda olurdu ama vardır elbet bir hikmetin.Hızlı hareketlerınden,sabit bakışlarından,tipinden renginden halinden tavrından kuyrugundan pulundan kısacası senin hiçbirşeyinden haz etmiyorum.Ne sebeple geldin ne yer içersin ne bulmaya çalışıyorsun eşşeğinimi kaybettin?
Sana burdan iş çıkmaz bak yiyemez içemez şeffaşlaşırsın hafazanallah.
Nereden girdi isen inşallah oradan çıkarsın.Hayır yani görmemiş gibi davranayım diyorum ama dün geceden bu yana kaşınmakdan helak oldum.
3,5 hafta bodrumda kaldım senin gibi kımıldak bir hayvanla orda burun buruna gelmem gerekirken ben sinek bile görmemişdim orada...sen hangi akla hizmet şimdi benım burnumun dibine kuruldun?
O durdugun ve pek bir hoşnut görundugun yer benim oturma odamın canıııım perdesidir.
Ananlamı babanlamı yoksa eşinlemi kavga edipde terk-i diyar ettin orasına karışamam ama emin olki doğru yer burası değil...benim evim, benım oturma odam, benım perdem olamaz.Tamam bahçeye çok yakınım ama bahçeden taşmak niye?

Normalde misafirperver bir yapıya sahıbım ama üzgünüm seni kovmak zorundayım.Bu çok kibar bir dille yazılmış defetme yazımı okumak gibi bir şansın olsaydı keşke ama belki evrene yolladıgım bu mesaj işe yarar ve kalkar gidersin:(
Tamam itiraf edeyim ÇOK KORKUYORUM!
Bak yine sırtımdan aşağıya bir ürperme geldi, bir gece daha uyku yok bana:(

01 09 2009

HADİ HAYIRLI UĞURLU OLSUN, HERKESİ BEKLERİZ :)

ELDEN ELE BLOG

Fazla söze gerek yok değilmi 1 aydır konusuyoruz nasılsa...

29 08 2009

ELDEN ELE BLOGSPOT


Ne demişdik hani şu yazıda...Elimizde olan temiz pak, ama bir türlü giyinemediğimiz, dolabımızda öylece duran, ne atabildiğimiz nede satabıldıgımız şeyleri bir blog altında toparlasak.
Ve begenen, ihtiyacı olan, işe yarar gören, hoşlanan kişilere BEDAVA olarak, hiç bir karşılık beklemeden, sadece kargo ücreti ödemesi halınde, gönderım yapsak...
Hem elimizde boşuna duran, az kullanılmış ,bundan sonrada kullanılacagını düşünmediğimiz şeyler değerlenmiş olsa, hemde fazlalıklardan kurtulsak...
Daha önceki yazıyı ve yorumları okursanız başdan anlatmaya lüzum görmeyecegım...

Lütfen ihtiyacı olana verelım gibi bir öneri getırmeyın.Garibin yoksulun ,kimsesizin, gıdaya, battaniyeye, kalın bir kabana ihtiyacı olabılır elbet ,mutlaka hepımızde kendı çapımızda bu tip yardımlar yapıyoruzdur, benım elden ele geçmesini uygun gördügum ürünler garıbın ihtiyacı olacak şekilde ürünler değil, bunu daha öncede belirtmişdim.Örnek olarak yüksek ökçeli rugan bir ayakkabı vardır, yuksek gıyınemıyoruzdur, temızdır, az kullanılmısdır ,atmaya kıyamamısızdır, ama belkı bır yerlerde zevkıne uyan ,rugan ayakkabıdan hoşlanan bır arkadasımız çıkıverır, ve onu ister...
Bu ve buna benzer örnekler çogaltabılırım.

Tekrar ve son kez bu konuyu gündeme getırıyorum ,cunku Eylül ayında başlatalım blogu ve yavas yavas urunlerı koyalım demısdık.Ben hazırım, ürünlerimde hazır.Eğerki "bloğu aç, bende varım,üründe koyarım,kabul de takipde ederim" dıyorsanız, önerileriniz ve degısık fikirleriniz varsa, benımle yorum yada mail aracılıgı ile paylasşın, cunku bır cok katılımcımız olacaksa blogu açacagım ve mumkunse bır kaç kişi daha yönetıcı olarak alacagım.Tek basıma idare edemem sanırım...

Yapacagımız sey sadece elimizden cıkartmak istediğimiz ürünün fotografını cekmek ve yönetıci iseniz bloga eklemek ve urun hakkında bılgı vermek olacak ,yönetıcı degılsenız bana yada diğer arkadaslara fotografın bulundugu bir mail atmanız ve bloga eklenmesını isterim demeniz yeterlidir.
Ürün bloga eklendıgı andan ıtıbaren, alıma hazır durumda olacak ve "ben begendım isterim" diyene, hiçbir ücret ve karsılık beklemeden paketlenıp kargolanacakdır.
Yorumlarını ve fikirlerinizi bekliyorum...

28 08 2009

7 İLGİNÇLER





İlginç olmayan ilginç huyları bulunmayan hiçbir insan yokdur diye düşünüyorum zaten insan denilen yaratık başlıbaşına ilginç...
Kendimdeki ilginçlikleri yazmaya çalışırsam çok çok uzun sürecekdir Allahdan 7 adetle sınırlandırılmış.

1-Bir şeyi kaybettiğimi düşünürsem(toka,takı,kalem,kağıt,bluz vs.vs.)onu bulmadan asla ama asla uyuyamam evin altını üstüne getirir saatlerce ararım hatta gunlerce ararım bulmazsam mutlaka aynısından en kısa zamanda edınmeye çalısırım.O kayıp şey bana batıkca batar.Yıllar önce bir anahtarlık kaybetmış ve sabaha kadar aradıkdan sonra gunesin dogmasını beklemısdım, canım babam "hadı yat artık kızım söz sabah ilk iş alacagız aynısından" demısdı, uyumadan beklemısdım ve erkenden yola cıkıp o anahtarlıgı aldıgımız yere gıtmısdık.Dukkan kapalıydı ve bız merdıvenlerıne oturup beklemısdık babam ile...hastalıkmıdır nedır?Atamıyorum üzerinden bunu...

2-Zeytini yerken mutlaka sayarım tek sayıda yemeyı bırakırım asla çift olmaması gerekır çekirdekleri saydıgımda 7-9-11 filan olmalıdır.10 tane yıyıpde kalkamam çift sayı olmaz!

3-Yolda yürürken evlerın mutlaka ama mutlaka mutfak camlarını bulmaya çalısırım,begendıklerım begenmedıklerım dıye ayırırım.Mutfak takıntım var bilenler bilir kendi mutfagımdan nefret ettıgım için bunu yapdıgımı düşünüyorum.

4-Bazı mimlediğim insanlar vardır onları rüyamda gördüğümde yorumu kendım yaparım.
Hepsının bir anlamı vardır benım için...örnegın lisede nefret ettıgım bir arkadasım vardı hala ruyalarıma gırer egerkı o rtuyama gırerse bilirimki eşimle tartısacagız aramızda bir münakaşa olucak...ve olur.
Nenemın evını yada nenemi görursem mutlaka bır hastalık çıkar.
Bunun gibi şeyler işte...

5-Kitap okurken karakterleri mutlaka biri olarak düşünmek zorundayım(komşu,akraba,arkadaş,ünlü biri vs.)...o karaktere uygun birini gözumde canlandıramazsam kıtabı okumam.

6-Köpek uluması duyarsam mutlaka (3 kere) kendi başını ye ,kendi başını kendı, başını ye derim...

7-Yalnızken ve sıkıntım varsa karsımda bırı varmıs gıbı derdımı boşluga anlatırım ve sonrada karsımdakı cevap verıyor akıl verıyormus gıbı kendımı tesellı ederım.


Bodrumdan bu yana ödül topluyorum, hepsını dizdim bir kenara, bakdım artık veren yok tamam herhalde bitmişdir dedim :)
Öncelikle ödülü yollayan tüm bloggerlara teşekkür ediyorum ancak fırsat bulupda yazıyorum çünkü.
UFUK ÇİZGİSİ
VİVALAVİTAM
BAHAR ve KIZISI YAĞMUR
NAZLI HAYAT
HÜPCADISI
MALLA
GELİNN
UYUZCADI

TEŞEKKÜRLER...

25 08 2009

GEÇDİ BORUN PAZARI


Önce Kadıköy Türkmen 'in önünden geçerken çakdı şimşek beynimde.Gözlerim birden sağımdaki vitrine doğru kaydı ve orada çakılıp kaldı.Lacivert pileli eteklere,yeşil beyaz kareli formalara bakdım bir müddet, sonra beyaz gömleklere, sonrasında kimine süeter giydirilmiş, kimine lacivert hrka geçirilmiş taş mankenlere.
İç geçirmekle birlikde geçdim gittim önünden.

Bir müddet sonra Çarşının içlerinde Nezih kitapevine ve önündeki sırt çantalarına, raflara ve yerlere dizilmiş rengarenk telli defterlere ve kap kağıtlarına dikdim gözümü.İçeri attığımda kendimi almam gereken bir kaç kontür kalemi idi ama ben bambaşka şeylere takılıp kalıyordum.
Klasörlere ,fosforlu kalemlere,kalemtraş ve silgilere...hatta ders kitaplarına bakarken buldum kendimi.
Din Kültürü -5 , Edebi Metinler -1,Fen Lisesi Hazırlık
Ne oluyor yahu dedim?
Neye bu özlem?
O yıllaramı?
O yaşların heyacanına mı?
Okul hayatına mı?

Neye?

Kadıköye inipde Türkmenden alınacak formaya,formanın başında yaşadığımız etek boyu kavgasına,2cm daha kısa olsun diye yırtınmalara,boyun kurdelesi yerine kravat takmak için tepinmelere,lacivert çorap giyilmesi gerekirken ten rengi(müjde 57)giyinme hevesine,çanta taşımak istemeyip ısrarla defterleri elde tutmaya,okul kapısı önünde buluşmalara,defter kitapları dergi kağıtları ile kaplamaya,ne kadar yasak varsa delme çabalarına,büyükmüş gibi davranmalara,sınavlardaki kazık sorulara,sonsuz enerjiye,boş derslerin geyiklerine,gizli saklı yerlerde bir sigara içme tasasına,aklın sadece saç baş şekil şemale çalışmasına,şımarıklığa,sorumsuzluğa,dizaltı çoraplarını bileğe düşürme aşkına,sabahları uyanıp uyanıp tekrar uyuma isteğine,tost kokulu kantinine,arkadaşdan yenilen kazıklara,arkadaş evinde kalmak için ise atılan binbir taklalara...Velhasılı Kelam ; neye değil ki?

Üzerinden geçmiş tam 15 sene. Ne çok eskiyi özlemeye başladım böyle...Kimi gün çocukluk yıllarına,kimi gün lise yıllarına, kimi gün nişanlılık dönemine,kimi gün ise sadece 2 ay öncesine.

Hep bir özlem var içimde.Hep olmayanı istemek gibi birşey bu galiba.
Bir lacivert formadan, bir telli defterden nerelere gidip geldim.Bu güne ihanet ettim, o günleri özledim,hayal edip, istedim.Flashbacklerle dolu bir gün geçirdim.Bu gün lise yıllarıma gittim geldim.Yarına kimbilir hangi yaşa dönerim.


Adı üzerinde işte GEÇ!miş.Bitmiş...
ŞAİR;
"Selvi gibi ümitler, döndü birer iğdeye
Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye" DEMİŞ.

23 08 2009

BLOG VE ARKADAŞLARIM


Evet çok şükür döndüm.
Evimdeyim ve evimden ilk ses verişim.

İlk günün hengamesini attımda üzerimden başladım hesabı kitabı yapmaya.Dedimki kendi kendime, bir blog yazmak, blogger olmakla neler değişiyormuş hayatta.Nasıl bir bağımlılık bu, nasılda başka.

Şu yaşadığım 27 günde...Ne kadar çok arkadaşım varmış dedim kendi kendime, ne kadar cok sevenim ve sevdiğim varmış, demekki bir parça off dediğim anda kapımı çalıcak, sesini duyuracak, destek olacak,burdayız diyecek, insan tanıyormuşum."Bananeeee yahu" diyebilirlerdi, kimse aramaya mecbur değildi, güldürmeye, konuşmaya ,anlamaya, merak etmeye...


Beni 19 senedir tanıdığım arkadaslarım aramıyor bu kadar sık dedim.
Ne yapdıgımdan zerre kadar haberi olmayan tanıdıklarım da var ve benı senelerdır tanıyan ama aslında bir zerre tanımamış olan insanlarda var hayatımda.
İnanın hiç birinden bir yakınlık görmedim blog arkadaslarımdan gördüğüm kadar.Bu nasıl bir paylaşım?

Yüzlerce kişi binlerce insan yazı yazıyor, kimi hayatını ,kimi giydiğini, kimi kocasını, evladını, kimi gezişini kimi yemek yiyişini, kimi aşkını kimi perişanlığını, kimi hobisini kimi fobisini...OKUYORUZ.Yüreğimizi hayatımızı döküyoruz.10 yazı 30 yazı 50 yazı derken okudukça anlıyor, tanıyor, merak ediyor, benimsiyoruz.Ben arkadasım adını verdıgım bir çok kişinin hayatında neler olup olmadıgını bilmiyorum, telefon ettiğim zaman konuşucak kelime bulamıyorum.Ama bir blog dostum aradıgında, konusma uzadıkca uzuyor konuşacak daha dünya kadar konu kalıyor.Nasıl olabiliyor?

Bir tek yazımdan dahi pişmanlık duymadım ve bir tek blog arkadasımdan dahi negatif duygular almadım.Bir blog insana bunları kazandırabiliyormuş ANLADIM...

Aylar önce bir mim ile "30 yaşından sonra dostluk"konusunu işlediğimizde ARKADAŞIM ÇOK AMA ,BENİM DOSTUM YOK demişim.Utanıyorum...Şimdi parmaklarımla sayamıyorum.
Üstelik DOST diyorum.Meğerse ne kolaymış dost olmak diyorum ,yeterki karşılıklı istensin.Saygı gösterilsin.Samimi olunabilsin.En ama en önemlisi HAYATI PAYLAŞABİLSİN.Anladım ki bu yüzden, hayatı olduğu gibi, anı anına, varı ve yoğu ile, iyisi kötüsü diye ayırmadan, direk ve her zaman paylaştığımız için dost oluyoruz.Sanal ama sağlam oluyoruz.



Şimdi ANLADIM Kİ;
Gerçekde yüzüme gülen arkamdan dünyanın lafını eden, tek bir boşluk yakalamak için pusuda bekleyen,kendini herşeyi bilen sağlam karakter zannedip etrafını pis gözle gören, kendi ayıplarını toprak altına gömüp başkasını su yüzüne getiren,kendi gözündeki merteği görmeyip elin gözündeki çapağı gören öyle çok insan varki.
Onları aklıma getirdikden sonra en güzeli bloğa atmak kendimi.
İstanbul günlüğü tutamam ama tek tek buluşmaya 27 günün inadına gülmeye konuşmaya varım.
Hadi bakalım çarşambadan başlayalım:)
Ben geldim İSTANBUL ve görüşmek için hazırım blog ARKADAŞLARIM.